ANONİM YAZILAR

ARTAN SENDİKALAŞMA ORANI VE YENİ DÖNEM MEMUR SENDİKACILIĞI

01 Ağustos 2020 Cumartesi 17:42

Her yıl mayıs ayında memur sendikalarında sayı tespiti yapılıp en fazla üyeye sahip sendikalar tespit edilir. Bu yıl korna virüs tedbirleri nedeniyle bu süreç 15 Temmuz tarihine ertelendi.

Memur sendikacılığında dünyanın önde gelen ülkeleri arsında olmayı başarabilen Türkiye’de sendikal açıdan bu günlere nasıl gelindi?

2019 yılı verilerine göre Türkiye’de 193 memur sendikası ve 11 konfederasyonu bulunmaktadır. 193 olan sendika sayısı yüksek olsa da bu sendikaların bazıları, 7 kişilik genel yönetim kurulunu oluşturabilecek sayıya dahi ulaşabilmiş değillerdir.

Memur sendikacılığında en fazla üyeye sahip sendika, “Yetkili Sendika” olarak sadece üyelerini değil, kendi hizmet kolundaki bütün çalışanları temsil etmektedir. 11 Hizmet kolunun tamamında yetkili olan sendikaları çatısı altında barındıran Memur-Sen’e bağlı sendikaların toplam üye sayısı 1 Milyon 19 bin 853 iken, diğer 10 konfederasyonun toplam üye sayısı 682 bin 791’dir.

Memurların yüzde otuzluk kısmı henüz herhangi bir sendikaya üye olmamayı tercih ederken, memurlar açısından Türkiye dünyada en yüksek sendikalaşma orana sahip ülkeler arasında bulunmaktadır. Bu durum sivil toplumun en önemli ayaklarından biri olan sendikal örgütlenme açısından sevindirici bir gelişme olsa da son birkaç yıl içinde sendikaların üye sayısında önemli bir artış yaşanmaması üye yapma, üyeye verilen hizmet ve üye beklentilerini karşılamaya yönelik yeni stratejilere ihtiyaç duyulduğu yorumlarına neden olmaktadır.

Oysa Türkiye gibi kamuda istihdam oranı yüksek bir ülkede hala hiçbir sendikaya üye olmayan yüzde 30’luk bir kesim varlığından bahsedilirken sendikal doyumdan bahsetmek sendikal örgütlenme açısından çok gerçekçi bir bakış açısı olmasa gerek. Nitekim geldiğimiz noktada sendikaların üye sayısını etkileyecek kitle, sendikal tercihini değiştireceklerden ziyade herhangi bir sendikaya üye olmayan yaklaşık yüzde 30’luk kesimdir.

Şüphesiz sendikaların, yeni üye yapmaya odaklanırken mevcut üyelerinin memnuniyetleri ve sendikal aidiyetlerini geliştirmeye yönelik stratejileri de ihmal etmemeleri gerekmektedir. Nitekim sendikaların mevcut üyelerine sunulan hizmetin niteliğini arttırmaları ve üye memnuniyetini gözetmeleri, mevcut üyeleri korumada belirleyici olduğu görülmektedir. Aksi yöndeki algı ise üye kaybına neden olmaktadır. Mevcut üyelerini korumanın da önemli hale geldiği bu dönemde sendikasından ayrılan memurların bu tercihinden en çok etkilenecek olan sendikalar, şüphesiz en fazla üyeye sahip sendikalardır.

Örneğin sendikaların muhtelif gerekçelerle % 1 oranında üye kaybettiklerini düşünelim. Bu oran 1.000 üyesi olan bir sendika 10 üye olurken, 100.000 üyesi olan bir sendikada bu sayı 1.000 üyeye denk gelmektedir.

En fazla üyeye sahip sendikaların (yetkili sendika) üye sayısı itibariyle güçlerini korumalarının önündeki önemli engellerden biri de çalışma hayatının sorunlarının çözümüne yönelik sorumluluklarıdır. Çünkü yetkili sendikalar, sadece üyelerinin değil, bütün çalışanların ve çalışma koşullarından kaynaklanan bütün sorunların çözümüne yönelik bir sorumluluğa sahiptirler. Bu sorunların çözümü yönünde çaba gösterilmiş ve belli oranda sorunlar çözülmüş olsa bile hiçbir zaman bütün sorunları çözmek ve üyelerinin yüzde yüz memnuniyetini sağlamak mümkün değildir.

Bu durumda diğer sendikalar; idare ve hükümetten ziyade yetkili sendikayı suçlayarak sendikal bir fayda sağlamayı tercih etmekte, sürekli eleştirerek, muhalefet ederek ve bir nevi sorunların varlığından beslenerek sendikal güçlerini arttırmak istemektedir. Sendikal rekabet açısından normal karşılanan bu durum üyelerini korumak açından yetkili sendikalar için bir handikaba dönüştürmektedir.

Bu olumsuzlukların yanında, en fazla üyeye sahip sendikaların, idare tarafından muhatap alınması, çalışanları resmi olarak temsil yetkisine sahip olması, sorunları ve çözüme ilişkin önerilerini karar vericilerle müzakere etme imkânına sahip olması da yeni üye kazanmalarında belirleyici etkiye sahip olduğu söylenebilir.

İşte bu avantaj ve dezavantajların gölgesinde gelecekte sendikaların üye sayılarında bazı dalgalanmaların olacağını söylesek de olağandışı bir gelişme yaşanmadığı sürece Türkiye’de sendikaların üye sayıları ve temsil güçlerinin oturduğunu söylemek yanlış olmaz.

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #