102. VEFAT YIL DÖNÜMÜNDE SULTAN ABDÜLHAMİD

11 Şubat 2020 Salı 21:53

Cennet mekân Abdülhamid Han’ı vefatının 102. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum.

Tarihe mal olmuş şahsiyetler hakkında sanki herkesin konuşma hakkı varmış gibi bir algı var.

Hem de ileri geri, olur olmaz, yalan yanlış dediğimiz cinsten.

Cinslik işte!

Abdülhamid, erken yaşta tahta çıkmış, belki de şartlar kendisini tahtta olmaya sürüklemiş bir hükümdar.

Otuz üç yıl süren iktidarında yedi düvele karşı verdiği mücadeleye bir de içerideki ihanetler eklendiğinde ne kadar zor bir görevin üstesinden geldiği daha kolay anlaşılır.

Ülkenin birikmiş borçlarının ödenmesi, bozulan ekonomik dengelerin yeniden toparlanıp düzlüğe çıkılması, uluslararası alanda kaybedilen itibarın yeniden tesis edilmesi hem kolaylıkla hem de kısa sürede başarılacak işler değildi.

Buna rağmen görevde kaldığı sürede kat ettiği mesafe takdire şayan.

Borçların ödenmesi konusunda kılı kırk yaran hamleleri,

Özellikle Filistin konusunda bu günü o zamandan görüp direnmesi, Yahudilerin toprak talebine şiddetle karşı çıkması,

Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Türkler ve Müslümanlar için verdiği mücadele kıyamete kadar anılacaktır.

Yaşadığı dönemde kendi gibi mütedeyyin insanların, onu takdir etmesi, desteklemesi gerekenlerin bile ona karşı çıkması nasıl zor bir süreci yönettiğini göstermesi açısından önemlidir.

Bu durumu iyi niyetli ve yumuşak yüzlü oluşuna bağlayanlar da olmuştur.

Kendisine karşı Rusların desteğiyle Ermenilerin düzenlediği suikast tarihe bir ibret vesikası olarak geçmiştir.

Rusya Ermenisi Samuel ve kızı Robina Belçikalı Jorris ile işbirliği yaparak bir suikast planladı.

Buna göre Sultanın her Cuma vaktinde namaz kıldığı Yıldız Camisi önüne bomba yüklü bir araç getirilecek, Abdülhamid camiden çıkıp aracına binince de patlatılacaktı.

Ancak Şeyhülislam Cemaleddin Efendi’nin cami çıkışında Abdülhamid’le kısa bir görüşme yapması suikastçıların planlarını bozdu.

Bomba yüklü araç erken patladı.

Onlarca insan şehit olurken bir o kadarı da yaralandı.

Bu gecikme suikastçılardan çok o dönem Sultan’a karşı sert bir muhalefet izleyen Tevfik Fikret’i üzmüş, bunu dile getirmek için de ‘Bir Lâhzay-ı Teahhur’ isimli manzum eseri kaleme almıştır.

Eserin bir bölümünde duyguları iyice depreşir, tavana vurur Fikret’in:

Ey şanlı avcı, dâmını (tuzağını) beyhude (boşuna, boş yere) kurmadın;

Attın.. Fakat yazık ki, yazıklar ki, vurmadın!..

Daha fazlasını yazmadan bitireyim.

Malumu ilana hacet olmaz.

Büyük devlet adamı Abdülhamid Han ve bu ülkenin varlığı ve bekası için emek verip ahirete irtihal edenlere Allah’tan rahmet, yaşayanlara kolaylıklar diliyorum.

***

İdlib’te yedi gün içinde ikinci defa rejim saldırısı oldu ve şehitlerimiz var. Anlaşılan o ki verdiğimiz karşılık Esed içn yeterli olmadı.

Artık daha ağır bir karşılık verilmeli, Rusya da diplomatik yoldan dize getirilmeli.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine ve milletimize sabır ve baş sağlığı diliyorum.

***

KKTC’nin sözde cumhurbaşkanının zırvalarına kim son verecek bilemiyorum ama bu aciz halimle o yaratığı en şiddetli kelimelerimle kınıyorum.

Yemini ben veriyorsam başkasına kuyruk sallamayacak!

Olmaz öyle şey!

YORUMUNUZU YAZIN ...