MAHİR KILIÇOĞLU mahirkilicoglu@hotmail.com

AYAĞIMIZDAKİ PRANGALAR

21 Kasım 2019 Perşembe 17:00

Basına yansıyan bilgilere göre her 3 çalışandan 1'i kadar kayıt dışı çalışan var. Türkiye'de çalışanına maaşını (En azından asgari ücreti) bile tam vermeyen nice patron var, sigorta hak getire.

Sigorta yaptırdığı personelin maaşını tam yatırıp, ertesi gün personelin elinden bir kısmını alan HIRSIZ işverenlere ne demeli? İnsanların acziyetini, mecburiyetini istismar edip, “beğenmiyorsan çık git, dışarıda senin gibisi çok var!” diyen AHLAKSIZLAR yüzünden istihdam yerlerde ve kayıtdışı zirvede.

Altında son model arabayla, milyonluk eviyle caka satan ahlaksız bazı patron tayfası, asgari ücreti personeline çok görüp insanları adeta karın tokluğuna çalıştırması yetmezmiş gibi, üçüncü ülkelerden gelen ucuz iş gücünü vatandaşına karşı tehdit olarak kullanıyor ve iş piyasasında en dip ücretlerle personel çalıştırmayı maharet gibi görüyor.

Bu ahlak yoksunu, vicdansız, emek sömürüsü yapan tayfanın kimler olduğu açıkça bellidir. Devletin denetim yapıp böylelerine ağır cezalar vermesi gerek.

İsmet Özel’in “bu ülkede hak yemek sol elle yemek yemek kadar dikkat çekmedi.” sözü en çok da işçisinin hakkını ve hukukunu yok yere yiyen ağababalarına ve sözde İslamcı tayfasına gelsin. Personeline asgari ücreti çok görüp, sigortasını ya hiç yatırmayan ya da düzensiz yatıran kişiler yüzünden bu ülke layık olduğu gelişmişlik düzeyine de ulaşamıyor.

Devletin, istismarı ve sömürüyü önlemek için aldığı tedbirleri (maaşı bankaya yatırma mecburiyeti gibi) bir şekilde delenler ve gemisini insanların alınteri ve emeği üzerinde yüzdüren haramzade sanayiciler, girişimciler ve iş adamları var. Daha iyi ev almak için, daha iyi arabaya binmek için, güzel yerlerde tatillere gitmek için, servetine servet katmak için işçisini karın tokluğuna çalışmaya mecbur ve mahkûm eden zevata devlet en ağır cezayı vermezse ne kalkınırız, ne de başımızdan dert eksik olur.

Özellikle “ben Müslümanım” diyen, “ben Türkiye’de hakkın hâkim olmasını istiyorum” diyen pek muhterem zevat duysun sözümü; Türkiye cihan devleti yolunda giderken ülkenin ayağındaki prangalar sizin hak hukuk tanımaz, doymak bilmez para ve mal hırsınızdır. İşçisinin, çalışanının sigortasını yapmadığı gibi hatta evde oturan karısını çalışıyor gösterip sigortasını düzenli olarak ödeyen bu sözde musalli tayfanın yatacak yeri yok. Sizin tuttuğunuz orucun da size faydası yok.

Bir dokunun bu İslamcı geçinen patron tayfasının yanından çalışmışlara. Onların çalışanlarına reva gördüklerine inanamayacaksınız. Yanında yıllarca çalıştırdığı personeline bir gün bile sigorta yaptırmayan, asgari ücreti bırakın, karın tokluğuna çalışmayı reva gören zevatın hikâyelerine her yerde ve herkeste rastlayabilirsiniz. Üstelik 24 saatlik zaman diliminde 12-14 saat çalışmanın vaka-i adiyeden olduğunu da göreceksiniz.

Ülkede kalifiye eleman yetişememesinin, herkesin memur olmak istemesinin, devlete kapak atma derdinde milyonların ömür çürütmesinin bir nedeni de özel sektördeki patronların çalışma ile ilgili kanunlara uymamaları ve personeline hem ücret hem de sosyal haklarını vermede keyfi davranmasıdır. İşsizlik rakamlarının yüksek olması ve göçmen işçilerin ucuz ve bol emek gücü sunmalarından dolayı bu zevat elimi sallasam ellisi mantığıyla rahatça personel harcamaktadır.

Evine girecek üç kuruşun hesabını yapan işçi kesimi, bu vurdumduymaz ve doyumsuz kesimin vicdansızlığından dolayı, toplumun kanayan sosyal yarasını oluşturmaktadır. Hükümetler hem yerli işgücü için, hem de yabancı iş gücü için tedbirleri sıkılaştırmalı, çalışma yaşamıyla ilgili kuralları ihlal edenleri ağır yaptırımlarla cezalandırmalıdır. Kayıtdışı istihdam ve çalışanların haklarının ihlali meselesi ciddi bir meseledir ve en az terör kadar büyük önem taşımaktadır.

Kayıtdışı ekonomi konusunda bir takım adımlar atılıyor ancak bunlar yetersizdir. Tıpkı terörle mücadelede olduğu gibi kayıtdışılıkla, özel sektördeki hak-hukuk ihlalleriyle, çalışma hayatındaki ahlaki yozlaşmayla her yerde ve durmaksızın mücadele edilmelidir.

Türkiye kayıtdışılıkta dünyada en başlarda yer alıyor. Bu kayıtdışılıkla mücadele edilmezse ekonomi de düzelmez. Kayıtdışına karşı mücadele belki ekonomiyi kısmen yavaşlatır ancak bu, ülke ekonomisine gerçek katkıyı koyanları, namusuyla iş yapanları ortaya çıkarır. Dolayısıyla kazanan yine ülkemiz olur, milletimiz olur.

YORUMUNUZU YAZIN ...

Hakkı
Maalesef Müslümanlar parayla imtihanı kaybettiler.