ABDURRAHMAN ÖRNEK ornekabdurrahman@gmail.com

BABASIZ KALMAK

24 Aralık 2019 Salı 21:39

Bugün sizlere çok etkilendiğim bir gerçek hayat hikayesinden bahsedeceğim. İnsan yaşamının en temeli olan ailenin temel taşının baba olduğunu bir kez daha anladım. Aile olmanın,  anne baba için çocuğun, çocuk  için de anne babanın  ne   kadar önemli ve ihmal edilemez olduğuna bir kez daha kanaat getirdim. Yani babanın ve  annenin engelli , normal, anormal bütün çocuklar için tarifsiz anlamı olduğunu sizlere ağır düzey zihinsel engelli  öğrencim Ahmet’in  iki yıl önce kaybettiği babası için haykırışına şahitliğimi  paylaşmak istedim. Ahmet’ in sınıfı odama yakın bir sınıftır.  Sabahları okula ilk gelen servis de genelde onun servisidir. Ahmet,  ağır, cüsseli ve hantal gövdesiyle ayaklarını sürüyerek merdivenlerden pat pat  çıkar, sınıfına geçer ve öğretmenlerini beklerdi. Yine bir gün  odamda otururken  sınıfında bulunan  Ahmet’ in “babaaaaa, babaaaa” diye feryat eden  sesini duydum. Önce anlam veremedim, yine aynı tonda “babaaaaa” diye haykırdı. Kendi kendime dedim ki Ahmet kolay kolay konuşmazdı. Ama üst koridordaki sınıfta da Ahmet’ten başkası yoktu. Henüz okula öğrenciler ve öğretmenler gelmediğinden okulda sessizdi. Ama   Ahmet’in sınıfının bulunduğu koridor adeta Ahmet’in baba sesinin  yankılanmasıyla inliyordu. Kalktım ve sınıfa gittim. Ahmet sırada oturmuş bekliyordu. Birden beni sınıfın kapısında görünce hafif tebessüm etti .Ahmet’e sen babanı mı çağırıyorsun dedim. “ Heee” dedi. “Peki,  sen babanı mı özledin? ”  dedim yine “heee” dedi. Ahmet’in yüzünde güzel bir tebessüm oluştu. Anladım ki Ahmet’ in de bir yanı eksik  hatta diğer çocuklara göre daha fazla eksik kalmış. Ahmet de diğer çocuklar gibi bir yanı eksik büyüyecek. Annesi ile görüştüğümde babasının ölmeden önce Ahmet’ ile çok ilgilendiğini, bir dediğini iki etmediğini söyledi. O günden beri Ahmet’in baba sevgisinin ne kadar derin olduğunu, zihinsel engelli de olsa bütün çocuklar için babanın önemini anladım. Bütün çocukların babalarını böyle sevdiğini, onları  yüce bir dağ gibi gördüklerini, her çocuğun yanında babasının, dünyanın en cesur adamı olduğunu , o varsa orduların  bir hiç olduklarını  anladım. Bütün çocukların dünyasında babaları dünyanın en zengin insanıdır, her zaman ne isterse mutlaka onu alacak kadar parası vardır. Babalarının ellerinden tuttuklarında nasıl da kendilerinden emin yürürler sağa sola caka satarak. Birisi kendisine sataştığında “Seni babama söyleyeceğim” der ve rahatlar. Çocuklar babalarının hep kazanan yanlarını severler, kaybetse de kazanan yanlarını severler. Her akşam eve geldiklerinde çocuklar önce babalarının ellerine bakar . Babalar bilir ki çocuklar babalarını getirecekleriyle de bekler evde. “Baba o elindeki ne diye sorarlar”,  istedikleri içinden geçirdikleri çikolata, gofret, bisküvi ise dudaklarındaki tebessümün, yüzlerindeki gülümsemenin tarifi olmaz. Ama babanın elleri boş ise, çocuğun yüzündeki masumluk bir o kadar kahredicidir baba için. Çocuk bilmez babasının o gün kazanamadığını,  günlerce işsiz ya da parasız kaldığını. Parasız kaldığında eve doğru adımlarının geri geri gittiğini anlatamazdı çocuklarına. Baba çocukları için dünyanın en iyi enstrümanı ve müzikçisidir. Bütün kötülüklerin düşmanı, iyiliklerin sahibidir o. En korkunç karanlıklarda güneş gibi ümitli dualardır babalar. Soğuk kış günlerinde minicik ellerini avuçlarında nefesiyle ısıtacak, sokakta ve yatakta ellerinin sıcaklığını arayacak elleri.

Ayakları üşümesin diye botlar alacak, ateşlendiğinde kafasını uzatıp ateşim var mı diye babasının alnını öperek ateşine bakmasını isteyecek . Babalar bütün zor imtihanlarda denenmek ister fakat çocuğuyla imtihan olmayı asla istemez. Baba dünyanın en kötü insanı bile olsa çocuk için en iyidir her zaman. Yalnızlığın boşluğu arasında bir esintidir babaların bakışları ve güvenin zirvesidir, Nefesi yüzündeki  sevincin nağmesi ve türküsüdür. Okuldayken zihni, kalbi hep babasındadır okul çıkışında gözleri ilk onu arar. Attığı her adımı coşkuyla korkusuzca atar,  kanatlanmış kuş gibi uçar kapıda bekleyen babasına. Rüyalarında babalarına oyuncaklarıyla oyun oynatırlar ara sıra kahkaha atarak ve sabah kalktığında gerçek sanır rüyanın amelini. Baba çocuğuyla yağmurun denizle, koyunun çayırla, çiçeğin baharla, ağacın ormanla buluşması gibidir.

 Bir işe başlayacağı zaman tereddüt etmeden başlar çünkü kaybetse de kazanacağı birisi var. O da babadır. Olur oğlum, olur kızım canını sıkma, der ve çocuğu  sıkıntıdan kurtarır. Kaybettiğinde gözlerine bakarsın ama o bilir ağlamanın zayıflık olduğunu ve yüzünden  içine ağlar,  ağladıkça içi dolar ve sen zannedersin ki babalar hiç ağlamaz. Babasız çocuklar ne kadar çok arkadaşı olsa da hep yalnızdırlar. Kimse olmasa da sadece baba varsa her zaman kalabalıktır etrafı.

Ama her ölen baba geride yetim Ahmetler , Celaller, Zeynepler,Fatmalar bırakmaktadır. Bombaların patladığında, silahların kurşunlarına hedef olduğunda ,beton yığınlarının altında can verdiğinde, umutla babasının kalkmasını bekleyen çocuklar için yeri hiçbir zaman doldurulamayacak kocaman bir boşluk bırakır geride. Çocuklar en çok babaları öldüğünde suskun dururlar. Ve birden büyürler o gün. Her gün akşam eve gelecek diye cam kenarında babasının  hayalini bekler. Evinden ,ailesinden ayrılan  baba geride yığınlarca kahramanını kaybetmiş çocuklar bırakır. Artık oynatamayacak mavi çember oyunlarını,  kadife uykulardan uyandıramayacak  ve kaldıramayacak soğuk kaldırımların tuttuğu yatak yaralarından onu, babası.

YORUMUNUZU YAZIN ...