Haber Gönder Künye İletişim
  • Altın (Has) 209.98 213.27
  • Dolar 5.4177 5.4275
  • Euro 6.1310 6.1420
Oturum Aç Üye Ol


YASEMİN KATI ebrar4406@hotmail.com

OKUYORUZ, OKUYORUZ DA…

10 Mayıs 2018 Perşembe 21:14

Dilimize pelesenk olmuş bir cümle vardır. “Yeterince okumuyoruz.” Bu cümle bir açıdan doğru, başka bir açıdan ise yanlıştır. Günümüzde artık yetişkin diyebileceğimiz bir kesimin belli bir yaştan sonra artık okumayı bırakıp okuduklarıyla amel etmeye başladığı, dolayısıyla artık okumadığı doğrudur. Yine bu kesim, kitaplarla haşır neşir olma noktasında kendisine bakıp olayı değerlendirmekte ve yurdumuzda kitapların gerekli  ilgiyi görmediğinden bahsetmekteler. Kendilerinden gayrısını da okumamak noktasında eleştirmekteler.

Ancak bakınız; Avrupa İstatistik Kurumu (Eurostat), her yıl 23 Nisan'da kutlanan Dünya Kitap Günü dolayısıyla ülkelerin kitap okuma oranlarını açıklamış. İstatistik kurumunun 15 Avrupa ülkesi üzerinden yaptığı araştırmaya göre; 2008 ve 2015 yılları arasında ortalama kitap okuma süresi Fransa'da günde 2, İtalya'da 5, Avusturya ve Romanya'da ise 10 dakika ve üzerindeymiş. Türkiye ise günde 6-7 dakikalık kitap okuma ortalaması ile Fransa ve İtalya gibi birçok Avrupa ülkesini geride bırakmış.

Demek ki neymiş efendim. Dilimize pelesenk olan “Okumuyoruz!” kelimesi daha çok zikredenlerini bağlarmış ve ülkemiz kitap okuma noktasında sandığımız kadar kötü durumda değilmiş.

Bir kitabın son kullanma tarihi geçmeyeceğine göre onu, ulaşabilen herkes okuyacaktır. Dolayısıyla bir kitabın satışından yola çıkarak, az satıldığına göre az okunuyordur gibi bir çıkarımda bulunmak, bu konuda her dönem yaptığımız hatalardan.

Okumamak noktasında şikâyetçi olan kıymetli büyüklerin ellerinde, örnek babından pek fazla kitap göremese de gençlik; toplu taşıma araçları, kamuya açık alanlarda vs. etrafımıza göz attığımızda, teknolojinin esiri olan insanların daha çok gençler olmadığına şahit olsak da, ailelerin çocuklarına bu konuda iyi birer örnek olmadıklarını bilsek de her birimiz yine de bizden ziyade eli kitap tutanları suçlamaktayız nedense. “Az tutuyorsunuz, az okuyorsunuz.” diyerekten.

Malumunuz; yıl içinde, yurt genelinde birçok kitap fuarı düzenlenmekte. Neticede bu işte de kar amacı tabiî ki gözetildiği için satışların çok fazla olması arzu edilecektir ancak yayınevleri kitap satışı noktasında zarar ediyor olsalar, bu işi sürdürmeye devam ederler miydi? Dahası, her geçen gün ülkemde yayın evi, yazar ve yayınlanan kitap sayısında artış olmasını neyle açıklayacağız?

Dolayısıyla kitap okuyoruz efendim. Biz ve bizim nesil yeterince okumasa da gençlik ve çocuklar okuyorlar çok şükür. Bu konuda memnunuz. Etraflarında yer tutan onca çeldiriciye inat yine de ellerine kitap kokusu siniyor, yeni neslin.

Ancak okunan eserlerin içeriği noktasında ciddi ciddi düşünmemiz gerekiyor. Sırf okumuş olmak için okunmaz kitaplar. Ele alınan her yazının bizleri birçok açıdan etkilediği bilinmeyen bir durum değil. Sağlık, zaman, enerji vs. açıdan kitaplar, insanları etkilemekte ancak en ciddi etkiyi insanın zihin dünyasında yapmaktadır. Ellerindeki kitaplardan, zihnen olumsuz etkilenen nesil avuçlarımızda bulunmakta ne yazık ki. Günümüzde artık eli klavyeye değen herkes bir şeyler yazmakta. Her konuda uzman olmak gibi bir yeteneğimiz de zaten mevcut. Her önüne gelenin her aklına geleni yazması ise okuyanların zihin dünyasında fırtınalar koparmakta. Ve bu fırtınalar ise dönüşü imkânsız tahribatlara sebep olmakta.

Günümüzün çocuk ve gençlerine yönelik yazılmış olan çoğu kitabın temelini cinsellik, gerçek hayatla bağdaşmayacak temelsiz/saçma sapan fikirler ... oluşturuyor. Cinsellik veya sadece komik içeriğe sahip olduğu düşünülen, bu doğrultuda isim alan kitaplar yok satmakta. Televizyon ve sosyal medyada bir iki boy gösterenler kısa süre içerisinde yazar sıfatı ile karşımıza çıkmakta ve yaşam kültürümüzle tamamen zıt fikirlerinin yer aldığı eserlerini pazarlamakta. Vampir, hayalet, cinayet, korsan vs. konulu eserler de en çok tutulanlar arasındaki yerini almakta. Öncelikle yerli kültürümüzün konu edinildiği eserlerin çocuklarımıza okutulması gerekirken çocuklarımız, kültürümüze oldukça yabancı olan, okuduktan sonra kendilerine zerre miktar artısı olmayacak eserleri elden ele dolaştırmakta.

Bu alandaki bunca kirlilik ve gereksizlik arasında konuşulması gereken artık; neyi, nasıl okumamız gerektiğidir. Çünkü bizim okumamak gibi ciddi bir sorunumuzun olmamasına karşın, okuduklarımızdan dolayı kendimizden uzaklaşmamız, kopmamız, parçalanmamız gibi daha ciddi sorunlarımız bulunmaktadır.

Zihinlerin, olumsuz empozelerden nasıl korunacağı, okuma konusunda üzerinde durulması/ kafa yorulması gereken; geç kalınmadan önlem gerektiren asıl ve kocaman sorunlar olarak önümüzde durmaktadır.

YORUMUNUZU YAZIN ...

Bu makale için hiç yorum yazılmamış. İlk yorum yazan siz olun.

ÇİZGİLERİN DİLİNDEN

GÜNÜN SÖZÜ