Haber Gönder Künye Bilgileri İletişim
  • Altın (Has) 221.49 231.36
  • Dolar 5.9944 6.0052
  • Euro 6.8267 6.8390
Oturum Aç Üye Ol

Milli Eğitim Bakanlığı “Öğretmen Performans Değerlendirme" uygulamasını hayata geçirebilir mi?


HAVA DURUMU

  • °C - °C
  • °C - °C
  • °C - °C
ABDURRAHMAN ÖRNEK
ornekabdurrahman@gmail.com
Kamu Express

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE ENGELLİLERİN EĞİTİM SERÜVENİ

12 Mayıs 2018 Cumartesi 06:33

Eğitim sistemleri normal insan yaşantısına göre düzenlendiğinden engelli bireylerin eğitimi ancak son yüz elli yıllık dönemde gündeme gelmiş ve engellilere yönelik eğitim çalışmaları da bu dönemde başlamıştır. Son yüzyılda engellilerin de toplumun bir parçası olduklarına, mevcut olan ne varsa bunlardan engelli bireylerin de kendi güçleri ölçüsünde faydalanmaları gerektiğine ve  gereklilikte en önemli hakkın ise eğitim olduğuna herkes inanmaya başladı. Eğitimle ilgili çalışmaların olmadığı zamanlarda, iyi yönden bakılırsa engelliler genelde vicdani bakış açılarıyla, olumsuz bir bakış açısından  ise toplumda yeri olmayan arızalı insanlar olarak hayatlarını devam ettirmekteydiler. Vicdani ve dini bakış açısında birilerine bağımlı ve acınası yaşamları vardı. Engellilerle ilgili ABD ve Avrupa’ da okullaşma çalışmaları 18. yüzyılda başlamıştır. Bu zamana kadar Avrupa’da engellilerin durumu içler acısıydı. Değersiz varlıklardı.  18. yüzyıldan itibaren engelli bireylerin de normal insanlar kategorisinde değer görmesiyle engel gruplarına göre okullar açılmaya başlanmıştır. Açılan okullar özellikle sağır, dilsiz ve körler okulu türündendir. Louis Braille’in altı noktadan oluşan ve 63 harfe dönüşebilen sistemi, son şeklini alarak 1852 ‘den sonra resmen kullanılmaya başlanmış ve körlerle ilgili okulların daha fazla açılmasını sağlamıştır. Bizde 19. yüzyıl sonuna kadar engellilere yönelik bir eğitimden söz etmek neredeyse güçtür. (Mustafa Gündüz) Osmanlı’da engellilerle ilgili ilk eğitimden söz edilecekse eğitim alanında ilklerin yaşandığı hiç kuşkusuz II.Abdulhamid döneminden bahsetmek gerekir. II. Abdulhamid döneminde “sağır, dilsiz ve körler mekteplerinin” açılması söz konusudur. Bu okul İstanbul’da Hamidiye Ticaret Mektebi’nin kurucusu Ferdinand Grati tarafından kurulmuş ve sultan Abdülhamid ise 24 Haziran 1889 yılında “Dilsiz Mektebinin” açılmasına onay vermiştir. Okulun süresi dört yıldır ve öğrencilerden hiçbir ücret alınmayacaktır. Okul 20 öğrenciyle 30 Eylül 1889’ da derse başlamıştır. Okulun   özelliği, hiçbir etnik din dil ayrımı gözetilmeden okula öğrenci kabul edilmesidir.  Dilsizler mektebinin açılmasında sonra maarif nazırı Münif Paşa’nın girişimleriyle aynı binada 17 Mart 1891 yılında Körler Okulu da açılmış ve bu iki okul eğitimlerine böyle devam etmişlerdir. Zamanla sağır, dilsiz ve körlere yönelik müstakil okul olmaması ve söz konusu okulların sürekli farklı binalara taşınması bu okullarda istikrarsız bir eğitime yol açmıştır. Bu okul kapatılmasına karar verilmişken okul müdürünün çabaları sonucunda darülacezeye taşınmış fakat o günün bürokrasisi bu çabayı da engellemiştir. Bu çalkantılardan sonra öğrenci sayısı ve personel yetersizliği nedeniyle en son yetimler evi bünyesinde eğitime devam etmiştir.

Osmanlı’da belli başlı illerdeki dilsiz ve körler mektepleri şunlardır:  Selanik Sağır Dilsiz Mektebi: 1895’ te İstanbul Sağır ve Dilsiz Mektebi’nden mezun olan Fuad Efendi ile Paris Viyana’dan mezun olan Jak Faraci Selanik Hamidiye Mektebi’nde bir sınıf açmışlardır. Yalnız müstakil bir okul olmamasından dolayı ve Balkan Savaşları’nın başlamasıyla 1913 ‘te kapatılmak zorunda kalmıştır. İzmir Dilsiz Mektebi: İzmir’ de ilk sağır ve dilsizler okulu 1911’ de Yahudi bir tüccar olan Albert Karmona tarafından kurulmuştur. Buradaki okulda maddi yetersizliklerden dolayı kapatılmıştır. Urfa “Shattuck” Amerikan Körler Okulu: Bu okul 19.yüzyıl sonlarında çığ gibi büyüyen misyoner okullarının yanında yine misyonerler tarafından Urfa’da açılan işitme ve görme engellilere  yönelik eğitim veren okuldu.  Boston merkezli Protestan misyonerler tarafından 1902’ de açılmıştır.  Okulun öğrenci kaynağı büyük ölçüde gayr-i müslimler ve özellikle de Ermenilerdi. Okulun amacı dünyevi olduğu kadar Protestan ruhaniyetinin temellerine hizmetti. Finans kaynağı ABD’den gelen bağışlardı. Buradan mezun olan öğrenciler(Maraş, Adana, Antep, Haçin)gibi yerlere giderek yeni okullar açmışlardır. Okul işlevsiz kaldığından 1915’ te kapatılmıştır. Malatya Körler Okulu: Yine o dönemde misyonerlerin kurduğu bir okuldur.100 civarında kız öğrencinin kayıtlı olması okulun ne kadar aktif olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin tamamına yakını Malatya Ermenilerindendir. Daha sonraki aşırı Protestan faaliyetleri ve ermeni çeteleriyle işbirliği yapmalarından dolayı askeri hastaneye çevrilerek kapatılmıştır. (Mustafa Gündüz Maariften Eğitime)

Cumhuriyet döneminde ise engellilerin eğitimi Süleymaniye Medresesi’nin izbe bir yerinde 20 sağır dilsiz öğrenci ile eğitim başlamıştır. Zorlukların ve araç gereç sıkıntısının had safhada olduğu bir dönemde eğitime başlanmıştır. İzmir’ de daha önce Yahudi bir tüccarın açtığı okulu Fuad Efendi devletten de kısmen ödenek alarak yeniden açmış, bir kısmı yatılı geneli gündüzlü olmak üzere yaklaşık 150 öğrencili bu okul, bünyesinde öğrencilere meslek edindirme amaçlı biçki-dikiş, oymacılık, kunduracılık ve marangozluk gibi atölyeler açarak öğrencileri meslek sahibi yapmıştır. Bu okullardan mezun olan öğrenciler fabrikalarda iş bulmuştur. Okulun sağırlar kısmı İzmir’ de kalırken körler kısmı Ankara Etimesgut’taki okula nakledilmiştir. Yine 1944’de İstanbul’da Sağırlar ve Dilsizler okulu açılmıştır.1951’de düzenlenen Özel Eğitim Yasası gereğince okul 1953’ te 94 öğrencisiyle Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir. Bu okul şuan Fatih Özel Meslek Lisesi olarak eğitim hayatına devam etmektedir. Milli Eğitimde engellilerle ilgili gelişmeler 1950’ den sonra başlamıştır. 1960’ da Ankara ve Gaziantep’te iki körler okulu bulunmaktaydı. Bu iki okulda toplam 197 öğrenci eğitim görmekteydi. İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’daki dilsiz okullarında 510 öğrenci eğitim görmekteydi. Bunların yanında Avrupa’da ve bizde en geç açılan okullar zihinsel engellilere yönelik okullardır. Bizde zihinsel engellilere yönelik okullar ilk defa 1960 yılında açılmaya başlanmıştır.(Maariften Eğitime M.Gündüz)

Günümüzde Türkiye genelinde MEB istatistiklerine göre 500 civarı okulda yaklaşık 4000 öğretmen görev yapmakta, 15-20 bin arası öğrenci ise eğitim görmektedir. Bu arada bu okullara öğretmen yetiştiren özel eğitim bölümleri ilk olarak 1952 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’nde açılmıştır.1965’ te ise Ankara Üniversitesi’nde açılmıştır. Şu an birçok devlet ve vakıf üniversitesinde bu bölümler açılmış durumda, bir o kadar da öğretmen adayı eğitim görmektedir. MEB bünyesinde özel eğitimle ilgili Genel Müdürlük bulunmaktadır. İlk zamanlarda engellilere yönelik eğitimde genel itibariyle bir deneme yanılma yolu izlenmiştir. Son yıllarda çıkarılan kanun ve yönetmeliklerle ciddi düzenlemeler yapılmıştır ve eğitim alanında önemli mesafe kat edilmiş durumdadır. Hafif düzeyde olanlar için EKPSS ile işe yerleştirmeler yapılmaktadır. Birçok ilde ilçede özellikle zihinsel engellilere yönelik özel rehabilitasyon merkezleri ve okullar açılmıştır. Sayısal olarak bu merkezler azımsanmayacak durumda yaklaşık 2200 civarında kurum eğitim faaliyeti vermektedir. Birde buna ek olarak 800 civarında Resmi Özel eğitim devlet okulu bulunmaktadır. Resmi ve özel özel eğitim kurumlarında 500 bin civarında öğrenci eğitim görmekte ve destek eğitimi almaktadır.  Bu okullara ciddi materyal ve kaynak aktarılmaktadır. Ders kitapları yeniden bu okullara uygun hale getirildi. Son düzenlemeyle gerek otistik çocuklarda gerekse zihinsel engelli çocuklara yönelik yeni programlar oluşturulmuştur. Hala bazı eksiklerde söz konusu bunlardan birisi, Özel Eğitim Okulları’ndan özellikle de Özel Eğitim Uygulama Okulları’ndan mezun olan öğrenciler için istihdamın çok az olması. Diğer en önemli husus ise bu okullardan mezun olan öğrencilerin, eğitim hayatı bitmektedir. Bu öğrenciler mezun olduktan sonra evde yeniden ailesiyle kendi kaderine terk edilmektedir. Mezun oldukları zamana kadar aldıkları eğitimi tekrar olmadığı için unutmaktadırlar. Bu yüzden aldıkları eğitiminde bir anlamı kalmamaktadır. Özellikle otizmli ve orta-ağır düzey zihinsel engelli grupta eğitimde yaş sınırı aranmadan kesintisiz devam etmelidir. Bu okullardan mezun olan öğrenciler için özellikle belediyeler, sosyal duyarlılık çerçevesinde, sosyal tesislerde bu çocuklara haftanın beş günü devam edecekleri etkinlik planlamaları yapmaları gerekmektedir. Okulu sosyal tesislere taşımaları, aileleriyle birlikte bir rehabilite sahası tesis etmelidir. Bugünlerde kutladığımız 2018 yılı mayıs ayı engelliler haftası bu mezun çocuklarımız için yeni bir eğitim hayatının başlangıcı olsun.

Yazarlar araştırma ve yayın etiğine uymayı taahhüt ederler. Yazarlara telif ücreti ödenmez. Sitede yayınlanan yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Makale BaşlığıTarih
EDEBİYAT,  ŞİİR  VE İNSAN 10.08.2018 05:32:00
 BU DA BENİM DUAM OLSUN 31.07.2018 05:33:00
YKS’DE DOĞRU TERCİH NASIL YAPILMALI 14.07.2018 23:12:00
BEN NESLİ VE BELİRSİZ GELECEK KAYGISI 22.06.2018 22:41:00
ERDEMİN PEŞİNDE OLMAK 08.06.2018 08:29:00
UMUDUN KIYISINDA YAŞAMAK 03.05.2018 07:17:00
OSMANLI’DA DEĞERLER EĞİTİMİ 22.04.2018 00:32:00
ÇAĞIN  SALGINI: OTİZM 31.03.2018 08:13:00
DEDELER VE NİNELER AİLEDEN DIŞLANINCA…. 24.03.2018 10:44:00
TARİHİN BÜYÜSÜ 12.03.2018 09:25:00

MAKALE HAKKINDAKİ YORUMLAR

Yorum Yaz
Büyük harflerle yazılan, yasalara aykırı; küfür, hakaret, dil, din, ırk ayrımı ifadeleri içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Bu bölüme yorum yazmakla, ip adresinizin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ise ip adres bilginizin yetkililerle paylaşılacağını kabul etmiş olursunuz.