ABDURRAHMAN ÖRNEK ornekabdurrahman@gmail.com

YÖNETİCİ, LİYAKAT   VE ADALET

31 Mart 2019 Pazar 08:10

Erdemli yöneticiliğin olmazsa olmazı liyakat ve adalettir. Erdemli yönetici kurum çalışanlarını iyi işleri yapma ve kötülüklerden uzak tutma çabası içinde olmalıdır. Liyakat ve adalet sahibi yöneticiler insanları eğitim yoluyla iyiliğe teşvik etme düşüncesini kendisinde barındırmalıdır. Liyakate dayanmayan yöneticilik   beraberinde, yöneticiliğe dayanan(kişisel) adaleti getirir. Yöneticilerin tarihine baktığımız zaman yanlarına her zaman kendilerine yol gösteren, yönetim işlerinde yardımcı olacak filozoflar, alimler almışlardır.  Bizlere yol gösterecek, yanlış yaptığımızda uyaracak, adalet üzere bir yönetim sergilememize yardımcı olacak bilge insanları yanımıza almamız gerekmektedir.  Bugünkü yönetim ve yönetici anlayışında maalesef bu hususa   dikkat edilmemekte.  Liyakatli insanların seçiminde öncelik   yöneticinin etrafındaki insanlar olmamalı. Bu insanlar kıyıda köşede kendi halinde ilmiyle, çalışmalarıyla iyi şeyler yapan insanlardan da olabilir. Bugün yaşadığımız durum ise tam tersi bir durumdur. Saman alevi gibi olan dostlarımız, bizleri doğrulardan çok yanlışlarla yücelten, bu yanlışlara sevk edilmemize vesile olmaktadır.  Asıl dostlarımızı öteleyerek liyakatsizliğini aşırı göz boyamalarla bizlere gösterme çabasındaki dostluklardan kurtulmalıyız. Acelecilik, çabukluk ve tahammülsüzlük yönetim işlerinde zillete sebep olabilir. Yöneticilerin sahip olmaları gereken en önemli özelliklerden birisi de sabırdır. Çünkü sabır insana ferahlık verir. Sabır insanda olduğu gibi yöneticilere sıkıntılar karşısında dayanıklılık verir, ilerlemede adeta merdiven görevi görür.  Yönetici azimli olmalı. Bu özellik gayretli insanlar için mutlaka gereklidir. Yönetici azmini liyakatle süslemeli adaletle güçlendirmelidir. Yöneticiler hediye almaktan şiddetle kaçınmalı ve kesinlikle tarafsız olmalıdırlar. Hediye adalet konusunda ön yargıda bulunmaya   sebep olabilir.  “Yöneticilere hediye vermek ihanettir.”[1]  Yöneticinin itibarı liyakatli ve adil olmasına bağlıdır. Makam ve itibar dağıtımında liyakat şartını gözetmemek Allah’ın şu ayetini hiçe saymaktır. “Allah emanetleri ehline vermenizi emreder[2] Ayetten de anlaşıldığı üzere makam ve mevkilerin layık olana verilmesi farzdır. Liyakatli olanlar dururken layık olmayanlara bu görevlerin verilmesi insanlara ihanettir. Görev yeri geldiğinde bizden olmayan ama ehil olan insanlara verilmelidir. Yöneticiler herkese hak ettiği iyilikleri ve itibarları vermelidir. Etrafındaki insanları adalet kanunlarına uymaya ve yeri geldiğinde erdemli davranışlarda bulunmaya zorlamalıdır. Adalet sadece kendisine bir yaptırım yapıldığında değil başkasına yaptırım, zorlama yapıldığında da onun hakkını savunmak ve gözetmektir. Kendinden olmayanlara kininden dolayı adaletsizlik yapmamaktır. Mazlumlar, mağdurlar, muhtaçlar açıkça şikayetlerini dile getirmekten mustarip olmamalıdır. “Eğer adalet hususunda zayıflara, güçsüzlere uygulanan cezalar güçlü olanlara uygulanmıyorsa orası helake sürükleniyor” demektir. (Hadis) Adaletle yönetimin olduğu her yere, her kuruma, her mekâna bereket gelir. Yöneticiler emrindeki insanlardan uzak olmamalı, ihtiyaç sahipleri onlara ulaşamadığı zaman kıyametin kopacağını bilmeli (Hadis) Yöneticiler makam ihdaslarında o makama layık olmayanlara şefaat ve aracılık etmemelidir. Liyakati olmayanlara aracılık etmek liyakat sahibi olanlara kötülük etmektir. “Adaletli kimseler nur kürsüler üzerindedir.”[3] İnsanlar hakkında hüküm verileceği zaman şüpheye ve zanna dayalı hükümlerden kaçınmak gerek.  Şüphe ve zanla hareket insanın en kolay hata yapacağı aldatmacalardır. Yönetici çalışanlarına adaletsizlik yapmaz, benliğini adaletle süsleyip haksızlıklardan kaçınırsa, çalışanların hakkını korursa, çalışanlar bu erdemli yönetim uygulamasına verimli ve üretken çalışmalarıyla karşılık verirler. Adalet kişinin kendinden önce karşıdakinin hakkını gözetmektir. İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır.[4] Zulme uğrayan hangi din, ırk ve düşünceden olursa olsun onun yanında olunmalıdır. Kişi gece yastığa başını koyduğunda bugün kimse haksızlığa uğramadı, herkesin hakkı gözetildi diye rahatça uyuyabilmeli. Adalet insanın öz sermayesi olmalı, hak edenlere iyilik yapılmalı ve bu iyilikler istenmeden yapılmalı çünkü istenen iyilik, iyilik değildir. Bir konuda hüküm verileceği zaman hayattayken ne ile karşılaşacağını ve ölümden sonraki hesabın nasıl olacağını düşünerek hüküm vermeli çünkü adalet aklın suretidir. Bir kimseye adaletsiz davranacağın zaman kendini onun yerine koymalı ve öyle davranmalısın. Kötülükleri hiçbir zaman iyiliğin aracıymış gibi uygulamaya kalkmamalı, tam tersi kötülükleri iyilikle bertaraf etmeye çalışmalı. Bir gün hesap gününde makam ve büyüklenmenin bir hiç olduğunu bilerek insan kendini “mağrur olma senden büyük Allah var” diyerek sürekli uyarmayı bilmeli. Yapılan hatalardan ders çıkarmayı bilerek ve hiçbir zaman adil davranıştan ayrılmayarak   her zaman iyilik yapmayı  sürdürmeli. İnsan yerin ve göğün adalet ile ayakta durduğunu unutmamalı. Adalet ile gönüller kazanılır ve boyunlar eğdirilir. Yönetim ile adalet daima birbirine muhtaç iki kardeş gibidir.

 

[1] Tirmizi Sünen

[2] Nisa süresi 58

[3] Ahmed bin Hanbel, Müsned

[4] Şura süresi 42

YORUMUNUZU YAZIN ...