M.VEYSİ TUNÇ veysi_tunc@hotmail.com

AHLAKİ EROZYON

05 Nisan 2016 Salı 23:35

Medyadan meydanlarayansıyan yozlaşma, yabancılaşma, dünyevileşme; bireysel bunalıma, toplumsal bozukluğa ve bunların sonucu olarak ahlaki erozyona neden olmaktadır. Nitekim çıplaklığı, tacizi ve tecavüzü sıradanlaştıran diziler; şiddeti özendiren filmler; kültürün, dini değerlerin ve ilkelerin eritilmesinde kullanılan kanallar aracılığıyla ahlaksızlık yaygınlaştırıldı. Tehlikeli olan durum ise ahlaksızlığın normalleşmeye başlaması ve toplumsallaşmasıdır.

Gazetelerimizin üçüncü sayfasındaki pis ve hapis hadiseler, televizyonların ana haberlerine yansıyan cinnet, cinayet, intihar, soygun, vurgun, kadına ve çocuklara taciz haberlerinin artarak devam ediyor olması ahlaki erozyonun boyutlarını göstermesi bakımından manidardır.

Kötülüğe, katılığa, kandırılmışlığa, kirliliğe ve karanlığa karşı koymamanın neticelerine şahit olmaktayız. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak inanan herkese veya her kesime ibadi ve imani bir sorumluluk yüklemiyor mu? Kazası olmayan bu farzı, yerine getirmezsek birey ve toplum olarak nice can yakan kazaya sebebiyet vermiş olacağız.

Bu anlamda hortumcu, sapık veya katil olan kişinin partisine, aşiretine, cinsiyetine veya bizden olup olmamasına bakmadan İslam’a uygun bir şekilde adil ve ahlaki tavrımızı göstermeliyiz.

Adaletin gereği olarak bunlara verilecek cezalar, muazzam bir ahlak sistemi sunan Kur’an ve onun pratik hayata yansıması olan sünnette olduğu şekliyle uygulanmalıdır. Vallahi kızım Fatma, hırsızlık yapmış olsaydı onun da elini keserdim, diyen öncü ve önder Hz Peygamberin kararlılığını, yakınını kayırmamasını ve adaletten taviz vermemesini örnek almamız gerekmiyor mu?

Çıkarcı, dolandırıcı, ırz düşmanı, sahtekâr, hilekâr olan tipler bizimle aynı dünya görüşünü benimsediklerinde görmezden mi geleceğiz? Ya da cezanın şahsiliği ilkesini göz ardı edip sapıklığı ve sapkınlığı genelleyerek bir grubu, vakfı, derneği zan altında bırakmak ne kadar ahlaki ya da insanidir?

Şehvet, şöhret ve servet odaklı kanalizasyona dönen kanallaryüzünden kimliksiz, kişiliksiz ‘’Müslüman’’ modeli oluşturulmak istenmektedir. Bununla beraber ahlaki yoksunluk ve yoksulluğun artmasında şerle tanışık, şeytanla barışık, günaha alışık, kafası karışık sözde Müslümanların etkisi de yok değil.

Bizlerde Allah korkusu ve ahiret kaygısı kalmamışsa ahlaki erozyonu nasıl önleyebiliriz? Ellerin konuşacağı, ayakların şahitlik edeceği o günde, her şeyimizi bilen Rabbimize nasıl hesap vereceğiz? Yanlış yaptıklarımız veya sorumlu olduğumuz ve gücümüz yettiği halde yapmadıklarımız hususunda…

Toplumsal çöküşün ve tükenişin arttığı ahir zamanda siyasette, sanatta, sporda, eğitimde, ekonomide ahiret bilinciyle genel seferberlik ilan etmek zorundayız. Bu İslami ve insani seferberlik ancak bireyin ve toplumun yeniden ihya ve inşasını sağlayabilir.

Pasif, hayata yansımayan, lafta kalan ahlak algısı yerine; aktif, adil, akide ve ahkâm yüklü bir ahlak anlayışını söylemden eyleme geçirmeliyiz.

 

 

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #