M.VEYSİ TUNÇ veysi_tunc@hotmail.com

ASLAN VE İNEKLER GERÇEKLİĞİNDE GÜNÜMÜZ

06 Ekim 2015 Salı 00:01

Günümüzde yaşananların mahiyetini gözler önüne seren şu temsili hikâye hem dikkatimizi çekmekte hem de oynanan oyunlar hususunda bizlere fikir vermektedir.


Çok güzel bir ormanda bir aslan ile üç inek yaşıyorlarmış. İneklerin üçü de farklı renklerde imiş. Biri beyaz, biri siyah, diğeri kırmızı imiş. Bu ineklerin arasında güzel bir ittifak varmış, tüm ineklerin ortak şiarı:’’Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz içindir.’’ sözü imiş. Aslan, ineklerin arasındaki birlikten rahatsız oluyor, bunların arasını bozup birer birer onları yemenin planlarını yapıyormuş. Ama üçüne birden saldırınca başına gelecekleri bildiği için önce bu üç ineğin arasını bozup sonrada yemenin yollarını arıyormuş. Derken aslan bir gün kırmızı ve siyah ineğin yanına gitmiş, onlara demiş ki: ‘’Benim rengim sizin ikinizin rengi ile aynı ama beyaz inek bizden farklı. Ben korkuyorum ki beyaz inek ormanda ötelerden fark edilsin. O fark edilince avcılar buraya gelecek ve hepimizi yakalayıp öldürecekler. Eğer siz müsaade ederseniz ben onu halledeyim.’’


Kırmızı ve siyah inek düşünmüşler, hepsi için tehlikeli olan beyaz ineği ortadan kaldırmanın kendilerinin selameti için gerekli olduğuna inanarak aslanın bu hile yüklü teklifini kabul etmişler. Aslan, beyaz ineği bir yolunu bularak öldürmüş ve onu bir güzel yemiş. Aradan zaman geçmiş, aslan yine acıkmış ve ineklerin birini daha yemeye karar vermiş. Bu sefer kırmızı ineğin yanına gitmiş ve ona demiş ki:’’Bak benim rengim ile seninki aynı ama siyah inek bizden faklı, ben korkuyorum ki; onun yüzünden bizim de başımız belaya girsin. Gel sen bana karışma, ben onu ortadan kaldırarak bu tehlikeye son vereyim, artık ormanda sen ve ben rahat rahat yaşayalım.’’


Kırmızı inek aslanın bu teklifine olumlu cevap vermiş ve kendi kısa menfaatini düşünerek aslanın tuzağını fark edememiş. Aslan siyah ineği de tek başına yakalamış. Öldürüp  bir güzel yemiş. Siyah ineği halleder etmez aslan kırmızı ineğin yanına gelmiş ve demiş ki: Nasılsın akşam yemeğim!
Kırmızı inek aslanın tuzağını o zaman anlamış ve meşhur olan sözü o zaman söylemiş. Demiş ki: ‘’Ben asıl bugün değil, taa beyaz ineğin yiyildiği gün yiyilmiştim.’’


Evet, işte emperyalizm sürdürdüğü işgaller de aslında böyle gerçekleşmiyor mu? Siyonizm ve yerli işbirlikçileri de zenginliğimiz olan farklılıklarımızı çatışmaya dönüştürmediler mi? Mezhepçiliği ve ırkçılığı körükleyerek…


Bugün ABD-İsrail-İngiltere Ortadoğu’da tutuşturdukları etnik (Türk-Kürt-Arap) ve mezhebi (Şii-Sünni-Vehabi) çatışma ve çarpışma fitnesini tüm İslam dünyasına yaydılar. Farisi Selman, siyahi Bilal, Rum Suheyb ve diğerlerini kardeşçe yaşatan, kurşunla kaynatılmış duvar gibi saf tutması gereken dinin mensupları bugün birbirine kurşun sıkar duruma gelmişlerse iflah olabilir miyiz?


Dil, ırk, mezhep asabiyetinden dolayı sömürgecilere akşam yemeği olmak üzereyiz. Her gün daha fazla ateş topu ve kan gölüne dönüşen ülkemizin ve âlemi İslam’ın gidişatına bigâne kalamayız. Bu süreçte ırk, kan, dil, renk, mezhep, meşrep değil takva ve kardeşlik merkezli söylemi eyleme dönüştürmeliyiz. Biz asıl bugün değil taa beyaz ineğin yiyildiği gün yiyilmiştik dememek için şu emr-i nebeviyi şiar edinmeliyiz:
’’Karanlık geceler gibi işler karıştığı zaman Kur’an’a sarılın.’’

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #