M.VEYSİ TUNÇ veysi_tunc@hotmail.com

GELİŞEN TÜRKİYE’NİN DEĞİŞMEYEN MUHALEFET ANLAYIŞI

16 Ocak 2017 Pazartesi 00:06

Bir asırdır batıl zihin yapısı, Batılı kavram ve kurumların dayatılmasıyla hayatın her anının ve alanının şekillendirildiği ülkemiz, son yıllarda özgürlük, özgünlük mücadelesini öncü bir ruh ve rolle ortaya koymaktadır. Bu değişim ve gelişimi hazmedemeyenler hem içerden hem de dışarıdan saldırmaktadırlar.
Kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye görmek istemeyenler, memnuniyetsizlerin sayısını ve çeşidini artırıp ayaklanma veya iç kargaşa çıkarmak istemektedirler.
Geçmişte bir konuşmanın ya da kıvılcımın neden olduğu yıkımlara, kıyımlara, katliamlara şahitlik etmedik mi?
Dizginlenemeyen ihtirasların, ideolojilere kurban edilen gençlerin, sapık ve saplantılı bir ruh halinin bu ve birçok nedenin meydana getirdiği en vahşi, en vicdansız, en kanlı iç savaş gayesi ve gayreti güden 6-8 Ekim olaylarını hatırlamamak ve hatırlatmamak mümkün mü?
HDP eş başkanı Demirtaş’ın -şu an kendisi Edirne F tipi kapalı cezaevindedir- ABD ziyaretinden sonra onun başkanlığında toplanan merkez yürütme kurulunun:‘’Kobani’de durum son derece kritiktir, IŞİD saldırılarını ve AKP iktidarının Kobani’ye ambargo tutumunu protesto etmek üzere halkımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz!’’ şeklindeki ‘’halkımıza acil çağrı’’ başlıklı notu çatışmanın ve çarpışmanın fitilini ateşlemişti. Lakin gerçek farklıydı. Kobani’ye ambargo dedikleri günlerde Türkiye, sınıra gelen 160 bin Kobanili mağdur halka kapılarını açmıştı.
IŞİD ve Kobani bahanesiyle Müslüman Kürt halkına dönük saldırılar sonucu 50’den fazla insanımız hayatını kaybetti. Yakılan, yağmalanan, taşlanan okullar, kütüphaneler, müzeler de cabası… Bu olaylarda 112 okul yakıldı, yıkıldı. 1113 bina kullanılamaz hale getirildi ve 3000 iş yeri de zarar gördü. Kürt halkının haklarını savunduğunu iddia edenler yine en fazla kendi halkına mağduriyet yaşattı.
Tarihinde yaptıklarıyla azgın azınlığın çoğunluğa tahakkümünün somutlaşmış hali olan ve Müslüman Anadolu’nun ruh kökünü kurutma gayreti taşıyan CHP,  Anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişi iç savaş çıkarma tehdidiyle ve mecliste yaptıklarıyla engellemek istemektedir. Nitekim TBMM’de yapılan oturumda konuşan CHP grup başkanvekili tasarı kabul edilirse iç savaş çıkacağını söyledi. Koltuğunu kasede borçlu olan kıvrak genel müdür Kılıçdaroğlu ise anayasa değişikliğine evet oyu verenleri hainlikle itham edip parlamentoda mücadele edeceklerini belirtti. Ardından kırılan burunlar, ısırılan bacaklar, yerinden sökülen ve işgal edilen kürsü, çalınan mikrofonlar…
Hükümeti düşürme pahasına ülkeyi ateş topu ve kan gölüne çevirmeye razı olan muhalefet anlayışına sahip partiler, meydanları da Meclisi de karıştırmak istemektedirler. Halk desteğini yitiren, halkını sömüren, halkına tepeden bakan partiler, tabelalarında bulunan halk ifadesiyle halkçı olamayacaklarını artık anlamalıdırlar. Hakka ve halka karşı bir anlayışa sahip olduklarından hüsrana uğrayacaklardır. 
Türkiye’mizin çamurlaşan paralel hizmetçiler, çukurlaşan hendekçiler, çatlayan ve çatırdayan komşular, çakallaşan muhalefet, çatışma ve çarpışmayı yöntem olarak benimseyen birleşmiş terör örgütlerince çökertilmek istendiği aşikârdır. Ancak kendi içinde kenetlenen, kapsayıcılığı ve bağlayıcılığı olan Türkiye artık örgütlerle dizayn edilecek, para ve faiz baronlarınca dize getirilecek, darbelerle eriyecek veya ezilecek,  terörle korkutulacak ve algı operasyonlarıyla hizaya getirilecek bir ülke değildir. Çünkü istiklal ve istikbal mücadelesi veren bu millet ve lideri öze dönüşe yakın ve yatkın, kurutulan İslami kökleri yeniden yeşerten ve farklılıklara rağmen beraber yaşayabilmeyi özümsemeyen bir algı ve anlayışa sahiptir.

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #