M.VEYSİ TUNÇ veysi_tunc@hotmail.com

YOLDAKİ TUZAKLARI AŞMAK

24 Mayıs 2016 Salı 05:58

Hayat, bir yürüyüş ya da bir yol alıştır. Bu yürüyüş amacına ve anlamına uygun olarak ancak vahyin aydınlığında nebevi yaşayışla mümkün olabilir. Bu yol alışta kulluğu yerine getirmeye çalışırken çok ve çeşitli engeller ve engellemelerle karşılaşabiliriz. Bizleri hak yoldan alı koyan korkularımız, kaygılarımız, kuruntularımız, hesaplarımız, düşmanlarımız neler?  Bunları tespit ve teşhis emeliyiz.

Bu hususta önder Hz Peygamber, şöyle buyurmaktadır: ‘’ Mümin beş güçlük arasındadır: Karşısındaki mümin olur kendisine haset eder, münafık olur buğzeder, kâfir olursa kendisiyle savaşır, şeytan ise kendisini saptırmaya çalışır, nefsi de kendisiyle münazaa (çekişme) eder, durur.’’

Evet, yol engellerimiz: kindar Müslüman, buğzeden münafık, savaşçı kâfir, saptıran şeytan, çekiştiren nefis.

Allah yolunda kurşunla kaynatılmış duvar gibi saf tutması gereken müminler, din’idar’ ve kindar Müslümanların kelamlarına ve kalemlerine yansıyanlar yüzünden; kine, kana, katliama maruz kalmaktalar. Kimse bize çektirmedi, bizim birbirimize çektirdiğimiz kadar. Müslümanların içinde bulunduğu hal ister yerelde olsun ister genelde olsun bu durumu kanıtlamıyor mu? Dini oluşumlar arsında nifak, fitne ve fesat yok diyebilir miyiz? Asıl düşmanlar belliyken birbirimizi haksız sorgulamaya, suçlamaya, karalamaya, yıpratmaya ne demeli?

Bu kin ve nefretle, bu husumet ve rekabetle nasıl vahdet ve istikamet eksenli bir yol alınabilir? İkbal ve istikbal peşinde koşturan biz Müslümanlar; infaksız eller, insafsız kalpler, irfansız beyinler haline gelmişsek kardeşlik hukukunun gerekliliğini nasıl yerine getirebiliriz?

Müminlerin yol engellerinden olan buğzeden münafığın ve savaşan kâfirin en önemli ortak özelliği: inananları Allah yolundan alıkoymalarıdır. Bunu gerçekleştirmek isteyenler, hedefe ulaşmak için her yolu mubah görürler. Müslümanları karalama, korkutma, birbirlerine kırdırtma uyguladıkları yöntemlerden bazılarıdır.

Allah’ın ayetlerini yalanlayanlar, Allah’a iftira atıp Allah adına yalan söyleyenler zalimlerdir. ( 10/17; 61/7) Allah’a şirk koşanlar ise en büyük zalimlerdir. ( 31/12 ) Rabbimiz, zalimleri dost edinmeyi de zalimlik olarak nitelerken Müslümanların kâfirleri dost edinmeleri nasıl izah edilebilir? Kendi Müslüman kardeşiyle diyalog kurmayan yapıların, dinler arası diyalogu savunmaları hangi anlayışın ürünü olabilir?

Saptıran şeytan, çekiştiren nefis de yolumuza konuşlanmış, her an ayağımızı kaydırmaya hazır bekleyen, zihin çelen, vesvese veren iki hilekâr. İnkârcı ve inatçı olan bu azılı düşmanlar, ahiret hayatı konusunda şüpheye düşürmek, gelecek ve geçim kaygısını kalplere ve zihinlere yerleştirmek, dünyayı süslü ve güzel göstererek dünyevileşmeyi sağlamak gibi yöntemlerle müminleri yoldan çıkarmak isterler. Zorlayıcı gücü olmayan şeytan ve nefisle mücadele kesintisiz ve sürekli olmalı. Dua ve secde, bu savaşta kalkanımız olacaktır.

İşte, bizlerin İslami ve insani durumunu, duruşunu, konumunu şekillendirecek iç ve dış odaklar… Bu engellere takılıp elenmemek için sapasağlam kulp olan hayat ve hidayet kaynağımız Kur’an’ı Kerim’e tutunmalıyız. Vahyin hayatla bütünleşmesini, birleşmesini sağlayan örnek Hz Peygamber’in izinde olmalıyız. Budur, dosdoğru yol!

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #