MUHAMMED ŞAMİL GENÇOSMANOĞLU msgencosmanoglu@gmail.com

KUR’AN’DA GIDA KRİZİ YÖNETİM MODELİ

17 Şubat 2026 Salı 07:00

Yusuf Suresi’nde Ekonomi Ahlakı: İsraf Değil Tedbir, Tüketim Değil Birikim

İklim krizi artık uzak bir geleceğin karanlık senaryosu değil. İçinde yürüdüğümüz zamanın ta kendisi… Her yıl biraz daha sertleşen kuraklıklar, ansızın bastıran seller, don felaketleri, mevsim kaymaları… Artık mesele bir ihtimal değil; aynel-yakîn bir hakikattir. Tarlada başlar, sofraya uzanır; oradan ekonominin kalbine yerleşir. Ve en çok da tarımı imtihan eder.

Fakat burada şu soruyu sormamız gerekir:

Biz krizi doğru yerden mi okuyoruz?

Oysa insanlık iklim sarsıntılarıyla ilk kez karşılaşmıyor. Tarih, tabiatın döngüleriyle yoğrulmuştur. Kuraklıklar olmuş, bolluklar yaşanmış, medeniyetler bu dalgalanmalar içinde ayakta kalmış ya da yıkılmıştır. Kur’an-ı Kerîm bu hakikati bize bir kıssa üzerinden öğretir: Yusuf (a.s.) kıssası…

Kur’an’ın en güzel kıssalarından dediği Hz. Yusuf (a.s.)’ın hayatının anlatıldığı Yusuf Suresi... Hz. Yusuf ’un (a.s.) kıssası, Yusuf Suresi’nde anlatılan en etkileyici bölümlerden biridir. Bu kıssada anlatılan, bu bağlamda yalnızca bir peygamber mucizesi değil; iktisadî aklın inşasına dair bir modeldir. Özellikle ayet 43-49 arası, tarımda stok yapmanın, yani bolluk zamanlarında geleceğe hazırlık yapmanın ne kadar hayati bir önem taşıdığını gösteren muhteşem bir örnektir. Bu kıssa, sadece bir rüya yorumu değil, aynı zamanda ekonomik ve tarımsal kriz yönetimi dersi olarak da okunur.

Yusuf Peygamber Kıssası ve Tarımda Stok Yapmanın Önemi

Kral, rüyasında yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak gördü. Ülkenin bilginleri bu rüyayı yorumlayamadı. Bu semboller, sadece bir rüya tabiri değil; bir ekonomik deprem uyarısıydı. Ülkenin bilginleri acze düştü. Çünkü bu rüya, sıradan bir akılla çözülecek türden değildi. Hakikati okuyacak basiret gerekiyordu. Bunun içinde daha önceden Yusuf Peygamber’in rüya yorumlama yeteneğini gören bir kişi, bu bilge peygamberin zindanda olduğunu hatırlattı. Hemen Yusuf’un yanına gidildi ve rüya kendisine anlatıldı.

Yusuf (a.s.), rüyayı şöyle yorumladı: “Önümüzdeki yedi yıl bolluk içinde geçecek, tarımda bol ürün alınacak. Ancak bu yedi yıldan sonra, yedi yıl sürecek şiddetli bir kıtlık yaşanacak. Kıtlık, önceki yılların birikimini tüketecek. Onun için, bolluk yıllarında ürünlerin büyük kısmını, gelecek kıtlık yılları için stoklamalısınız. Sadece az bir miktarını yemek için ayırmalısınız. Kıtlıktan sonra ise bereketli bir dönem yeniden başlayacak.”

Hz. Yusuf (a.s.) sadece geleceği haber vermedi; yönetim modeli sundu. Strateji ortaya koydu.

“Az bir kısmını yiyin; geri kalanı başağında bırakın.”

Bu cümle, insanlık tarihinin en erken kriz yönetimi planlarından biridir.

Bu yorum üzerine, Mısır’da bolluk yıllarında tarım ürünleri depolandı ve kıtlık yıllarında bu stoklar sayesinde halk açlıktan kurtuldu.

Bollukta Tüketim Değil, Tedbir

Hz. Yusuf’un öğretisi şunu söylüyor bize; Üretim artarken tüketimi sınırlayın. Hasat yaparken geleceği düşünün. Bolluğu, kıtlığın sigortasına dönüştürün.

O, “minimum tüketim – maksimum rezerv” ilkesini öğretti.

Çünkü asıl kriz çoğu zaman üretim azlığından değil; bolluk dönemindeki ölçüsüz tüketimden doğar.

Kuranda geçen bu Ayetlere yakından bakalım;

Ve yıllar birbirini kovaladı. Günlerden bir gün kral, ülkenin önde gelen bilginlerini, kâhinlerini topladı ve onlara, “Rüyamda, yedi cılız ineğin yedi semiz ineği yediğini gördüm; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi kurumuş başak vardı. Ey ileri gelenler, eğer rüya yorumunu biliyorsanız, benim rüyamı açıklayınız!” dedi.

Kâhinler, “Bunlar hiçbir anlamı olmayan karmakarışık hayallerdir; dolayısıyla biz, böyle hayallerin yorumunu bilemeyiz!” dediler. Böylece, o zamanın en usta rüya tabircileri bile, kralın rüyasını yorumlamaktan âciz kaldılar. Çünkü rüyaları doğru tabir etmek, ancak vahiy bilgisi ile mümkündü ki, bu bilgi yalnızca peygamberlere verilmiştir.

İşte tam o sırada, bir zamanlar Yusuf’la birlikte hapis yatan iki kişiden biri olan ve onun haber verdiği gibi ölümden kurtulan adam, aradan geçen bunca zaman sonra Yusuf’un dediklerini hatırladı ve “Ben size bu rüyanın yorumunu söyleyebilirim; bunun için zindandaki bir mahkûmu görmem lâzım, beni hemen hapishaneye gönderin!” dedi.

Sonra alelacele Yusuf’un yanına gelerek, “Ey Yusuf, ey doğru sözlü adam!” dedi, “Kralımız tuhaf bir rüya görmüş ve hiç kimse rüyasını yorumlayamıyor. Bunu ancak sen bilebilirsin. Rüyada görülen yedi cılız ineğin yediği yedi semiz inek ile yedi yeşil başak ve yedi kuru başak ne anlama geliyor, bunlar hakkında bizi aydınlat. Ümit ederim ki, benden haber bekleyen insanlara senin isabetli yorumunla dönerim de, böylece senin ne kadar değerli biri olduğunu onlar da öğrenirler.”

Yusuf, “O hâlde iyi dinle!” dedi, “Önümüzdeki yedi yıl boyunca, hiç ara vermeden her yıl ekin ekecek ve bol bol ürün elde edeceksiniz; fakat yemek için ayıracağınız az bir miktar dışında, hasat ettiğiniz bütün ekini öylece başağında bırakmalısınız.”

“Çünkü bu yedi yıllık bereketli dönemin ardından, yedi yıl süren müthiş bir kıtlık dönemi başlayacak ve ayırdığınız az bir miktar hariç, o zamana kadar biriktirdiğiniz bütün mahsulü bu kıtlık yiyip bitirecektir.”

“Bu kıtlık yıllarının ardından da yağmurların bolca yağacağı ve yetiştirilen meyvelerin, zeytinlerin sıkılıp bol bol meyve suyu ve zeytinyağı yapılacağı bereketli bir yıl gelecek.” (Yusuf 43-49 - Yediveren Yayınları Meali)

Kıssadan Çıkan Dersler

Bu kıssa, tarım ve ekonomi tarihinde stokçuluğun (rezerv oluşturmanın) en eski ve en güçlü örneklerinden biridir:

• Bollukta israf etmemek: Bereketli yıllarda her şeyi tüketmek yerine, geleceği düşünerek biriktirmek gerekir. Hz. Yusuf, “az bir miktar hariç hepsini başağında bırakın” diyerek, minimum tüketim + maksimum rezerv stratejisini öğretir.

• Krizlere hazırlık: Tabiat döngüseldir; kuraklık, sel, hastalık gibi felaketler gelebilir. Stok, kıtlıkta hayat kurtarır, fiyatları dengeler, açlığı önler.

• Uzun vadeli planlama: Modern tarımda da “stok tamponu”, “gıda güvenliği rezervleri”, “tahıl siloları” aynı mantıkla çalışır. Devletler bile stratejik gıda stokları tutar.

• İsraf yerine tedbir: İslam’da israf haramdır; bollukta şükürle biriktirmek ise sünnettir. Bu kıssa, “yarın kıtlık olur mu?” sorusunu sorarak tedbir almayı emreder.

• Toplumsal fayda: Hz. Yusuf’un planı sayesinde sadece kral değil, bütün Mısır halkı ve komşu bölgeler kurtulur. Stokçuluk bencillik değil, toplumun ortak yararıdır.

Hz. Yusuf’un (a.s.) bu yorumu ve uygulaması sayesinde, zindandan çıkıp Mısır’ın hazinelerine (ekonomik yönetimine) memur olur ve ülke büyük bir felaketten kurtulur.

Bu kıssa bize şunu söyler: Tarımda stok yapmak, sadece bir ticari strateji değil; Allah’ın verdiği nimete şükür, geleceğe güven ve kulluk bilinci ile yapılan bir ibadettir. Bollukta kanaat ve tedbir, kıtlıkta ise kurtuluş getirir.

Hz. Yusuf’un bu stratejisi, günümüz tarım politikaları için hala geçerli olan şu prensipleri öğretir:

1. Öngörü ve Erken Uyarı: İklim değişiklikleri ve kuraklık döngüleri takip edilmeli, kriz gelmeden önlem alınmalıdır.

2. Silo Yönetimi: Ürün bolluğu olduğunda fiyatlar düşer diye üretimi kısmak yerine, fazlası devlet veya kooperatifler eliyle stoklanmalı, “kötü günler” için saklanmalıdır.

3. Gıda Güvenliği: Bir ülkenin bağımsızlığı, depolarındaki tahıl miktarıyla doğru orantılıdır. Stok yapmak, sadece ticari bir hamle değil, hayati bir güvenlik meselesidir.

4. Doğru Saklama Koşulları: Ürünü sadece yığmak yetmez; onu bozulmadan yıllarca koruyacak bilimsel yöntemlerle (başağında bırakmak gibi) depolamak gerekir.

Sonuç olarak; Hz. Yusuf’un öğretisiyle Mısır, sadece kendi halkını değil, çevre bölgelerdeki insanları da açlıktan kurtaran bir tahıl ambarına dönüşmüştür. Bu kıssa bize, “Tarımsal stok, yarının sigortasıdır” gerçeğini hatırlatır.

Yusuf kıssasında asıl vurgu, üretmekten ziyade üretileni nasıl yöneteceğimiz üzerinedir. Çünkü asıl kriz, çoğu zaman üretim yetersizliğinden değil; bolluk dönemlerinde yapılan plansız tüketimden doğar.

Yusuf’un önerdiği yöntem dikkat çekicidir:

• Üretim artıyor ama tüketim sınırlanıyor.

• Hasat yapılıyor ama ürün işlenmeden, başağında muhafaza ediliyor.

• Stok, yalnızca depolama değil; geleceği okuma iradesi olarak ele alınıyor.

Bu yaklaşım bize şunu öğretir:

Tarımda stok, bir güvenlik meselesidir.

Sadece çiftçinin değil, toplumun tamamının sigortasıdır.

Bugüne Düşen Pay: İklim Krizi ve Gıda Güvenliği

Bugün yaşadığımız iklim krizi, Yusuf kıssasını tarihsel bir anlatı olmaktan çıkarıp güncel bir yol haritasına dönüştürmektedir. Kuraklık, don, sel ve üretim şokları artık istisna değil; yeni normaldir. Böyle bir dünyada tarım politikalarının merkezinde, mutlaka stratejik stok yönetimi yer almalıdır.

• Hangi ürün ne kadar stoklanmalı?

• Hangi bölgede ne kadar güvenli rezerv bulunmalı?

• Stoklar sadece nicelik olarak mı, yoksa kalite ve süreklilik açısından mı ele alınmalı?

Bu sorulara cevap vermeyen bir tarım politikası, bolluk yıllarında bile kırılgandır.

Yusuf (a.s.), kıtlığı akıl, planlama ve ahlâkla yönetti. Bolluk yıllarında israfı değil, tedbiri öğretti. Bugün tarımda asıl ihtiyacımız olan da budur.

Stok yapmak; korkaklık değil, basirettir.

Geleceği öngörmek; karamsarlık değil, sorumluluktur.

Arz güvenliği, sadece üretimi değil, depolama, dağıtım ve müdahale mekanizmalarını kapsar.

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #