ASIM GÖZÜKARA asimgozukara@gmail.com

UMUDUMUZ, BİRBİRİMİZE YAŞATTIĞIMIZ ACILARDIR!

10 Temmuz 2015 Cuma 23:35

Kan ve gözyaşına boğulmuş İslam coğrafyasında; demokrasisiyle, özgürlükleriyle, Türkiye, halkı Müslüman olan diğer ülkelere göre oldukça gelişmiş bir ülke. Kamil anlamda bir demokrasinin varlığından söz edilmese bile İslam coğrafyasının diğer ülkeleri ile karşılaştırıldığında bu tespitin su götürmez bir gerçek olduğu ortada.

Kimilerine göre bizi diğer İslam ülkelerinden ayıran bu gelişmişliğin tılsımı, cumhuriyeti kuranların bize armağan ettikleri “Demokratik ve laik bir Müslüman Türkiye” dir.
Başkası bunun sebebi olarak, İslam medeniyetiyle olan münasebetimiz ve “Güçlüyken zulmetmeyen ve adaletten sapmayan” bir medeniyet tasavvurunun ütopya olmadığını, bunu hayata geçirmiş olan Osmanlı’nın bakiyesi üzerine inşa edilmiş bir millet olmamız olarak görür.
İnsanlık tarihi boyunca her zaman var olagelmiş kavgaların yeni kurulan devlette vücut bulduğu alan, devletin dinle ilişkisi ve dine ait her şeyin devletten ayıklanmasını isteyenler ile İslam’ın doğasından kaynaklanan hayatın her alanında var olması gerektiği görüşünü savunanların baskılarla, isyanlarla, sürgünlerle, idamlarla sonuçlanan birçok sosyal olaya neden olmuştur.
Bu fikri ayrılığın neden olduğu ağır bedeller, yönetim tarzı olarak cumhuriyet ve onun daha kâmil manada hayat bulduğu demokratik yönetim tarzının olgunlaşmasını sağladı.
Müslüman ülkeler içerisinde Türkiye’ye özgü bir durum olan acılar üzerine inşa edilmiş olgun demokrasi bizi diğer Müslüman ülkelerden ayıran önemli köşe taşlarından biri oldu.
Bizi diğer İslam ülkelerinden ayıran şey ise yaşadığımız acılar ve bu acılarla edindiğimiz kazanımlardır.

Örneğin biz, ölümü esarete tercih eden; istiklali uğruna kader birliği yapmış farklı ırklardan insanların şehitlik payesine erişmek umuduyla yedi düvele karşı tarihte eşine arz rastlanır destanlara imza attıkları bir ülkede yaşıyoruz.
Biz, Müslümanlık inancının gereği uğruna canını vererek şehit oldukları ancak düşmandan temizlendikten sonra kendileri tehlike olarak görülmeye başlanan insanların acılarıyla dolu bir ülkeyiz.
Biz, cumhuriyet sonrası eğitim, hukuk, kültür ve daha başka birçok alanda yapılmış inkılâplarla kendi değerlerinden koparılmamıza tepki gösterdiği için sürgün edilen, zulmedilen, hunharca katledilen insanların acılarıyla yüzleşmeye başlayan bir ülkeyiz.
Asırlarca kader birliği yapılan kardeşleri Kürt’lerin önce inkârı, sonrasında ise asimilasyon ve gayrinizamî psikolojik harbi resmi devlet politikası haline getiren bir devletiz.
Onbinlerce kadın, çocuk, yaşlı alevi vatandaşının canına kasteden zihniyete sahip ideolojinin, devlete çöreklendiği; katili olduğu insanların torunlarından bir özür dilemekten bile imtina eden anlayışın uzun yıllar yönettiği bir ülkeyiz.
Yüzde doksan dokuzu Müslüman bir ülkede, dini vecibelerini yerine getirmeleri, kamusal alan engeline takılan milyonların gözyaşlarını içlerine akıttıkları bir ülkeyiz.
Hayatları, devletin güvenliği altında olması gereken gayrimüslim vatandaşlarını devlet adına ifa ettikleri göreve ihanet edenlerin işbirliği, ihmali ve kastı ile imha edildikleri bir ülkeyiz.

Bu milletin genlerinde var olan adalet duygusunu tercihlerine yansıtacağı demokratik bir yönetim var olduğu sürece Türkiye’nin güçlenerek büyüyeceği, bu gün dünyayı yöneten güçlerle yaşadığı derin fikir ayrılığı ve yalnızlıktan kazançlı çıkan taraf olacağı ve yenidünya düzeninde özgül ağırlığı olan bir ülke olacağı muhakkaktır.
Çünkü diğer İslam ülkelerinden farklı olarak Türkiye’de yaşayanlar, “birbirlerini yemekle bir yere varılamayacağı” gerçeğinin farkına varmış öngörüye sahip bir millettir

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #