Devletimiz FETÖ'ye göz açtırmadı ve PKK'yı tasfiye etti. Bu süreçte gerek FETÖ'ye mensubiyette gerekse PKK'ya iltisakta olsun günün şartlarına göre mecbur kalarak itihak eden masum vatandaşların olduğu göz önünde bulundurarak zaman zaman kanuni düzenlemeler yapılmış FETÖ'cü ve PKK'lı damgasını kazavarı alan masum vatandaşlar temize çıkarılmıştır.
Devletimizin idaresi elhamdulillah son çeyrek asirdan itibaren gerçek sahiplerinin eline geçti. Vesayete son verildi. Bu da adil düzenlemelerin önünü açtı. Zulme son verildi. Bu da millette bir güvenin olusmasına zemin hazırladı.
Devletimiz bugün elde ettiği gücün meyvelerini devşiriyor. NATO'nun Ankara zirvesi bunun bir sonucuydu. Mekke anlaşması bir gücün zaferiydi. Mecliste 487 oyla kabul edilen "Terörsüz Türkiye" yasası birlik ve beraberliğimizin bir nişanesiydi.
NATO'nun Ankara Zirvesi'nde Türkiye'nin gücüne sahne olan gelişmelerden rahatsız olanlar da oldu, Mekke Anlaşmasını hazmedemeyenler de oldu ve Terörsüz Türkiye yasasının estirdiği huzurlu havadan nem kapanlar da oldu. Fakat görünen o ki huzur dağıtan tren harekete geçmişti bir kere. İstemezcüler bu trene sadece anlam vermekten güçlük çektikleri bakışlarla baka kaldılar...
Devlet olarak biz, terörsüz Türkiye'nin de ötesinde terörsüz bir dünyayı da istiyoruz. Bunu Hans anladı; istiyoruz ki Hasanlarımız da anlasın.
Tabi ki şu atmosferde Hasan denince müslüman, müslüman denince de akla cemaat yapıları gelir. Akla cemaatler gelince de FETÖ hikayemiz tekrar deprenişe geçer ki sonrasında da yapılan hatalar ve 15 Temmuz'dan sonraki gelişmelerden alınan dersler bir bir geçer gözümüzün önünde. Devlet ayrı bir tedbir alırken biz vatandaşlar olarak da daha başka tedbirlerin derdine düşeriz.
Şunu iyi bilmemiz lazım; Devletimiz yapacağını en iyisinden yerine getirmektedir. Mevcut hükümetin, devlet politikası haline gelen fikir ve icraatları halkımızın memnuniyetine yol açarken beraberinde kendisine güveni de tazelemiştir. O sebeple manipülasyonlara gelmiyor artık. Mümince feraseti her şeyi ayan beyan göstermesini salık kılmakatadır. Bu manada devlet aklımıza güveniyoruz ve politikalarına destek veriyoruz.
Kültürümüzde devlet başkanı kötü olsa bile ıslahı için dua edilir; beddua edilmez. Yoksa kitlesel direnişi beraberinde getirecek yanlış bir davranış devlet otoritesinin sarsılmasına yol açar ki bu da hezimetle biten bir sonuca götürür. Akıl tutulmasının yaşandığı ve akılalmaz dayatmaların yaşandığı yakın geçmişimizde millet olarak teenni ile hareket edişimizin altında yatan sebep bu kriterimiz olmuştur. Kaldı ki son çeyrek asırda hak ve adalet adına hareket eden bir hükûmetimiz var. Bu hükumet sayesinde yanlış yönetimlerle geri bırakılmış bir devlette, rezailden fezaile çıkaran bir anlayışla yönetiliyoruz. Haliyle böyle bir yönetime köstek değil destek olmak boynumuzun borcu olmalıdır ki son çeyrek asırda millet olarak bunu fazlasıyla yerine getirdiğimize inanıyorum.
Süleymancı kardeşlerimizden sağduyulu olanların Allah’ın dinine hizmette nasıl samimi birer Müslüman olduklarını biliriz. Bu manada her İslami oluşum Allah adına hareket eder ve en doğrusunu yaparak tebliğ vazifelerini yerine getirirler. Devletin bu tür samimi oluşumlarla bir derdi olmaz hatta yapacakları çalışmaları hem teşvik hem de kendilerine yardım eder. Yeter ki istikametleri üzere faaliyette bulunsunlar. Tarihten günümüze hep bu çizgi takip edilmiştir. Ancak ihanete varan faaliyetlere ise asla göz yumulmamış ve izin verilmemiştir.
Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri bu ülkede Kur’an eğitiminin yasaklı olduğu dönemlerde peygamberi bir üslup ve yolla İslami eğitim vermekten asla geri kalmamıştır. Yaptıği bu zorlu faaliyeti neticesinde dönemin vesayete dayalı hükumetlerinin zamanla hatalarını anlayıp geri adım attıklarını da biliyoruz. Böylece küçük çaplı hayır hizmetleri büyük kitlelerin uyanışına vesile olmuş ve bugün gelinen noktada milletin iradesi yönetime damgasını vurur hale gelmiştir. Aynı durumu Bediüzaman hazretlerinin Risal-i Nur hareketinde gördüğümüz gibi çeşitli tarikatlarda da görüyoruz. İslam’ın doğuşundan bugüne varıncaya kadar tebliğ çalışmalarında görünen manzara bu minvalde devam etmiştir ve hala da devam etmektedir.
Bu güzelim yapıların zaman zaman içine sızdırılan dış kaynaklı kötü niyetlilerin fitneyi körükleyen nitelikteki ayrışımların verdiği zarar, başta içinde yuvalandıkları yapıyı sarmış akabinde de toplumda huzursuzlukların çıkmasına neden olmuşlardır. Osmanlı’dan sonra oluşan Mason locaları ne ise Risale hareketinin FETO yapılanması da aynı mecrada yol kat etmiştir. Güçlü ve sağlam bir devlet bu tür ayrıkçı unsurlara asla göz yumamaz ve faaliyetlerine izin veremez. FETÖ engellendi ama içinden geldiği ana nüve Risale hareketi hala devam ediyor mesela.
Hükümetin FETÖ’ye göz açtırmaması üzerine yapılan olumsuz algılar milletin sağduyusu engeline takılmış ve istenen nahoş yankıyı uyandırmamıştır. Millet, hükümetin bırak dinimize kastetmesini dini ayakta tutmak için nasıl canhıraş didindiğini ayan beyan görmektedir. Başörtü yasağının giderilmesi, ihl katsayısıyla yaşanan mağduriyetin düzeltilmesi, Kur’an Kursu engelinin kaldırılması, Ayasofya’nın ki tüm Hristiyan Dünyası karşı çıkmasına rağmen açılması, Taksim’e cami yapılması vb. daha nice gelişmeler bu hükûmet zamanında gerçekleşti... Siz bakmayın İslami görünümlü bazı siyasi hareketlerin hükûmetin İslami duyarlılığının olmadığı yönündeki kara propagandalarına. Halkıyla bütünleşmiş bir hükûmetin var olduğuna milletimiz kanidir. Mevcut idareden en başta dış düşmanlarımızın rahatsız olduğunu herkes görmektedir.
Alihan Kuriş’in yönettiği cemaatin mevcut kolu durup dururken devletin ağına takılmış değildir. Buradan samimi Süleymancı kardeşlerimize FETÖ yapılanmasından hareketle elde ettiğimiz tecrübeleri göz önünde bulundurarak seslenip hata yapmamalarını, haliyle kimsenin kışkırtmalarına mahal vermemeleri ki bu ara Furkan gurubunun başını çeken Kuytul denen dengesizin fitneyi körükleyen hezeyan dolu saçma sapan konuşmaları ortadayken bir taşkınlık içine girmemelerini tavsiye ediyoruz.
Hangi samimi Süleymancı kardeşimiz;
Süleyman Hilmi Tunahan Mehdi ve son şeyh olduğuna haliyle diğer tüm Nakşi kolların sahte olduğuna,
Cemaat kararlarının semada Divanı Salihin'de alındığına ve şeriata aykırı görünse dahi lidere mutlak itaatin olduğuna,
Türkiye ile 1839 Tanzimat Sonrası Osmanlı Darulharptir ve bu nedenle FAİZ geliri elde edilebilir olduğuna,
Kendinden olmayanlar tam Müslüman sayılmaz ve mümkün olduğunca arkalarında namaz kılınmamalıdır prensibine,
Çarşaf giymenin bidat olduğuna ve kadınların kısa pardesü ile çene altından bağlanan eşarp giymesinin zorunlu olduğuna,
Hitler Müslümandır ve imkan bulsaydı Türkiye'deki yönetimi yıkıp Süleyman Hilmi Tunahan'a bırakacak olmasına,
Erkeklerin mavi takke giymesinin mecburiyetine inanabilir?
Samimi Süleymancı kardeşlerimiz bunlara inanmayacakları gibi sağduyulu davranıp basına yansıyan şu tespitleri de göz ardı edemezler;
“Alihan Kuriş liderliğindeki yapılanmaya ilişkin soruşturma dosyasında, 2025 yılında 7,2 milyar liralık gelir, gizli haberleşme ağı, “Ulak” sistemi ve mutlak itaat düzenine ilişkin dikkat çeken tespitler yer aldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan dosyada, Alihan Kuriş liderliğindeki yapılanmanın faaliyetleri ve örgütlenme biçimine ilişkin dikkat çeken ayrıntılar yer aldı. Savcılık tespitlerinde, yapılanmanın Türkiye genelinde ve yurt dışında geniş bir organizasyon ağı oluşturduğu, faaliyetlerinde gizlilik ve merkezi itaate büyük önem verdiği öne sürüldü.”
Samimi ve sağduyulu Süleymancı kardeşlerime sesleniyorum; Çok güzel Kur’an hizmeti yürüyorsunuz. İnşa ettiğiniz hizmet birimlerinizde haremlik selamlık düsturuna riayetle yer verdiğiniz düğün salonlarınızdaki düzeniniz, helal haram kriteri gözetilerek ürettiğiniz ürünler, öğrenci yurtlarıyla Anadolu’nun zeki ve maddi sıkıntı içinde olan ailelerin çocuklarına sunduğunuz eğitim hizmetleri mecrasında giden ne güzel faaliyetlerdir.
Burada saydıklarımız ve dile getiremediğimiz daha nice ekinliklerinize bu süreçte yapılacak yanlış bir hareketle sakın gölgelemeyin.
Ali Kuriş 2024'te ABD'deki FETÖ cenazesinde ön saflarda bir heyet göndererek devletine meydan okuyduğunu,
Son iki yılda Almanya'da devasa bir merkez yapıp tüm teşkilatını oraya toplayacağını,
Süleymancı olarak sizin üzerinize zorla çökmüş bu adamın suç örgütüne hesap sonra devlete karşı çıkışın kimseye fayda vermeyeceğini bilmenizi isteriz.
Kur'an'ın yasaklı olduğu dönemlerde binbir zorluğu yaşatan hükümetteki parti için "bırakın oy vermeyi, muhabbet beslemek bile imanı götürmye kafidir. Çünkü bu fırka; İslam ile mücadele için kurulmuştur." diye uyarınısını en içten duygularla yapan Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerini çizdiği yolun neresindesiniz?
Bu sebeple devletimize güvenin. Erdoğan’ın kalemini kıran Kuytul’un deli saçması kışkırtmaları her şeyi açıklamıyor mu? Dayısı PKK liderlerinden yeğeni FETÖ mensubu biri bu adam...Günümüzün Lawrencleri cirit atmada. İngiliz casusu Yahudi asıllı Lawrence namaz kılıyordu, çok iyi Kur'an okuyordu hatta imamlık bile yapıyordu. Sonra da Türk ordusunu Araplara arkadan vurduttu.
Devletimiz İslami akımlara karşı değil. Karşı olduğu yuları dışarıda olanlaradır...
Mustafa Salim
16 Ağustos 2026 Ankara