TRT1’de her salı günü “Mehmed Fatihler Sultanı” dizisi milyonlarca seyirciyi ekran başına çeker, tarihin özlemine maşuk insanımıza harika sahnelerle unutulmayacak anlar yaşatır. Hele İstanbul’un fethinin konu edildiği bölüm bir başka heyecanlıydı. Bu heyecanı yaşayan biri olarak Bayramdan önceki haftasonu ekran başına geçip haberleri izlediğimde Ankara CHP genel merkez binası önünde biriken kalabalığın biz seyircide uyandırdığı ilk his düşmekte olan bir kaleye saldıranlarla savunanların karşı karşıya geldiği tarihi bir savaşın sahnelendiği hissiydi... Saldıranlar da iştiyaklıydı savunanlar da...
Mutlak Butlan kararı çıktı.
Sebep belli. Partinin yapılan kurultayında delegelerin oyları para ile çalınmış. Alenen rüşvet verilmiş. Sonuçta özgür iradeleri ipotek altına alınmış birçok delege. Neler neler vaat edimemiş ki... Anlayacağımız genel başkanlık koltuğunu elde etmek için gayr-ı meşru tüm yollara tevessül edilen bir süreçte rüşvet, irtikap, yolsuzluk, milletvekilliği vaatleri, belediye başkanlığı vaatleri, adamlarının işe alınma sözleri gibi nice yollarla yağmalanan paralar söz konusu. Muz cumhuriyetlerinde bile emsaline rastlanmayan bir sürü cürüm. Devlet buna göz yumar mı? Devlet yapması gerekeni yaptı ki bir hukuk devletiyiz; kendimize yakışanı yapmak zorundaydık ve ne gerekiyorsa devlet olarak yerine getirdik.
Bu durumda verilen karara göre harket edilecekti ve mesele krize sebep olmadan çözülmüş olacaktı.
Bunlar ne yaptı?
Parti genel merkez binasını tarumar ettiler. Bir sürü maddi zarara neden oldular? Düne kadar vatandaşın verdiği vergilerin hesabını hükümete soranlar ki bir asır boyunca yapılmayanları çeyrek asırda yapıp halkın hizmetine sunan bir hükümet baştayken hem de bu manzara karşısında nedense susup dut yemiş bülbüle döndüler.
Mahkeme kararını hükümetin siyasi kararı gibi gösterip algılarla oynadılar.
Bu yetmedi,
Milleti sokağa çıkarmaya çalıştılar.
Yaptıkları şey, algılarla oynayıp rezilliklerini örtmek oldu.
Ve bu akıl ülkeyi yönetmeye talip.
Bunların bu nümayişi aslında çok büyük kabahatlerin örtülmesi manasına gelmektedir. Biz de millet olarak olayı böyle okuyoruz.
İşte manzarsı bu oldu ülkemin Kurban Bayramı'na girmeden az evvelinde.
Tekfur benzetmesini isterseniz biraz irdeyeleyim;
Bu manzarayı görünce birbirini yiyen Bizans tekfurları geldi gözümün önüne. Sonra Ertuğrul ve Osman gaziler. Tekfurların dalaşmasında payı alan Osman olmuştu...Sonra da tek tek dize getirdi her bir tekfuru ve sancağını Bizansın kalbine dikerek adamları tarihten sildiler...
Bunlara gelince neden tekfur benzetmesi yaptım?
Bizansı tarihten sildik de Bizanslılar buharlaşmadı ya. Asırlarca hiçbir zulme uğramadan yaşadılar içimizde, hem de hiçbir hakkı gasp edilmeden. İstanbul'un en güzide semtleri o günden beri hep bunların elindeydi. Ancak İslam'ı kabul edenler hariç diğerleri içlerindeki husumetle yaşadı yıllarca ve ne zaman Osmanlı tökezlemeye başladı kinlerini yılan zehri gibi saldı bu milletin üzerine ve zerk etti damarlarına. Duruma göre Jön Türkler dediler kendilerine; duruma göre İttihat ve Terakki adında parti kurdular taki sızıncaya kadar devletin en kılcal yerlerine.
Ve bir gün geldi kocaman Devlet-i Aliyey-i Osmaniye'yi yerle bir ettiler.
Abdülhamid'in halliyle başladılar ilk darbelerine; yüzüne bakmakta haya ederken ecdadımız, hall fetvasını yüzüne karşı utanmadan okuyan bir iki Rum'la Sabetaist Yahudi ve bir de bir iki Ermeni idi...
Bu İttihat ve Terakkiciler bile bile mağlup ettiler her cephede Osmanlıyı...
Çanakkale'de binlerce delikanlımızı bile bile, plansız ve programsız sürdüler İngiliz toplarının önüne, yakarak şehit ettiler göz nuru evlatlarımızı...
Trablusgap öyle olmadı mı...
Hele Filistin cephesinde on beşbin yavrumuzu asit kuyularında yakılmaları için İngilizlerin eline teslim ederek geriye çekilmediler mi?
Sonra da geride kalan eli kalemli Osmanlı evladını eften püften sebeplerle dar ağacında sallamadılar mı?
Devlet kademelerine Türk soyismi verilerek vatandaşlığa kabul edilen okumuş Yahudi ve Ermenileri getirerek hükümlerini sürdürmediler mi bu toraklarda?
O günden beri hep gerilerde kaldı güzelim devletim. Nana muhtac edildi ecnebi nezdinde. Fırsat verilmedi bir kere Anadolu insanının gözlerini açmasına. Bir gün geldi okumalarına mani oldular. Bir gün geldi bir şekilde okuyanını devlet kademesinden ettiler. Para kazanmasını istemediler. Mahkum ettiler bu milleti kölelik işlere ve çalışsın istediler dağda bayırda fakat inmesin şehire.
Zamanın CHP'lisi Ankara Valisi, aynı zamanda Ankara Belediye Başkanı ve aynı zamanda partinin Ankara teşkilat Başkanı Nevzat Tandoğan ne demişti Osman Serdengeçti'ye “Ulan öküz Anadolulu! Sizin vazifeniz çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek ve askere çağırdığımızda askere gelmektir.” Bu tekfur ruhlu İttihat Terakkiciler bu parti çatısı altında bu millete yıllarca zulmetti.
O yüzden şaşırmıyorum bu yapıp ettiklerine.
Asrın hırsızlığını yapıyorlar, yapmaları şurada kalsın yapana sahip çıkıyorlar.
Ahlaksızlığın en çirkinini yapıyorlar, yapmaları şurada kalsın bir madalya takmadıkları kaldı.
FETÖ ile kolkola gezerler faturasını iktidara keserler.
PKK'ya yol verirler sonra da Kürt halkına megri megri deyip ağıt yakarlar.
Bu millete kinleri o kadar büyük ki bir kaşık suda boğarken bile suyun hesabını yaparlar.
Mermiye yazık değil mi diye milleti dipçikle öldürürler.
Filimlerinde bile müslümanları hizmetkarlık işlerinde kullanıp hakir gösterdiler.
Yıllarca çalıp çırptılar ecnebiler adına bu milletin el emeği göz nuru kazancını.
Bir ur gibi yapıştı bu milletin canına; yedi bitirdi neyi varsa bu toprakların.
Bir butlan kararı çıktı haklarında; teslim olacaklarına hala zırvalamadalar hem de utanmadan.
Allah'tan korkunuz yok belli, bari milletten utanın.
Barikat kurmuşlar devletin kararına karşı.
Sokaklara ineceklermiş kararı kabul etmiyoruz diye.
Dün de hırsızlarını korumak için inmediler mi?
Ondan önce de bu milleti şaha kaldıracak projeler dursun diye Gezi'yi tertiplemediler mi?
Sıkıştıklarında Atatürkçlüğü kimseye bırakmayanlar Atatürk'ün itleri diyenleri Meclis'e almadılar mı?
Bunlara tekfur demiyeyim de ne diyeyim.
Birinin Ermeni olduğu söyleniyor. Birinin Sabetaist Yahudisi olduğu söyleniyor. Birinin de Rum olduğu söyleniyor. Bu iddialar doğruysa oyunun en başına gelmişiz demektir.
Oyunun ilki Abdulhamit han hazretlerine karşı bu üç etnikten kimselerin roluyla başlamadı mı?
Aradan bir asır geçiyor kendilerine göre sezon bize göre ebedi yok oluşun final kısmında yine aynı roller...
Bana öyle geliyor ki bu parti içi çekişme sıradan bir çekişme değil. Sanki partinin başına hangi etnik yapının tekfurunun geçeceği çekişmesi.
Parti Rumlara mı teslim edilsin yoksa Yahudilere mi, ya da Ermenilere mi?
Yukarıda ifade ettiğim aidiyet iddiaları doğruysa şansın kimden yana olduğu belli...
Yahudi ve Bizans oyunu bozuldu.
İç cephenin güçlendirilmesi hamlemizle PKK'nın beli kırıldığı için kim gelirse gelsin oyunları dünden bitik zaten.
Bu üç tekfur yanlıları boğuşmaya dursun kazanan Osman beyin biz torunları olacak...
Oyun bitti çünkü.
Mustafa Salim
30 Mayıs 2026 Ankara