MUSTAFA SALİM salimhoca@hotmail.com

BÜROKRASİDE SIZINTI

07 Haziran 2026 Pazar 18:58

Tarih 23 Mayıs 2026 ve İşçişleri Bakanlığında hareketli bir gün. Sonra öğreniyoruz ki  İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Çin'e sınır dışı edilmek üzere Geri Gönderme Merkezi'ne alınan Uygur Türkü anne Mıhrıgül Tayurak için devreye girerek sahip çıkıyor. Böylece Bakan Çiftçi'nin talimatıyla iki çocuk annesi Tayurak'ın sınır dışı işlemi durdurularak serbest bırakıldı ve uluslararası koruma başvurusunun alınması sağlandı. Bu gelişmenin ardından gelen ama bu müdahale kadar yerinde ve şık olansa buna sebep olan Göç İdaresi Başkanının görevden alınmış olmasıydı.  

Alınan daire başkanı belli ki oturduğu koltuğa güç veren değil oturduğu koltuktan güç alan biriymiş. Bunlar, şahsi menfaatlerini halkın menfaatlerine tercih ederler. Hükümetimizin bu tür üst düzey atamalarda çok dikkatli olması gerekiyor. Yok bakanın arkadaşı, yok milletvekilinin yakını, yok genel müdürün ahbabı vs. Bizim bunları çoktan aşmamız gerekmiyor muydu? Hz. Ömer, kendisinden sonra halifelik için oğlu Abdullah önerildiğinde “bir ailede bir kurban yeter” diyerek tercihini dünya makamından yana değil de Allah’ın müjdelediği ahiret yurdundan yana yapmıştır.

Gönül isterdi ki Fetih günü İstanbul’da sahnelenen Kanye West konserini de Kültür ve Turizm Bakanlığımız iptal etseydi. Çünkü İçişleri Bakanımız Kuranı Kerim ayetlerine saygısızlık yaptığı için İran'da 5 yıl hapis cezası aldıktan sonra Amerika'ya kaçan Mohsen Namjoo'nun Ankara'da vermek istediği konseri iptal ederek yine bu konuda da  bir ilke imza attı.

Bazen liyakat sahiplerinin layık oldukları makamlarda değil de başka birimlerde değerlendirilmiş olmaları da hoş karşılanmamıştır. Bir zamanlar müzik öğretmeninin Sağlık Bakanlığında daire başkanlığına atanması ve aile hekimi birinin de Milli Eğitim Bakanlığına atanması gibi.

Maalesef yersiz atamalar olduğu gibi her bakanlıkta bu türden sızmalar da pek çoktur.

Bukelamun tiplemler vardır her dönemin rengini alacak türden hem de. Bu türler her yapının ve her düşüncenin şeklini hemen alırlar. Kendilerine has renklerine nadirattan rast gelinir. O zaman da iş işten çoktan geçer. Bu manada AKP'liler Ak Parti'lilerden çok daha çok yer işgal etmekteler. 

Bu türler, menfaatlerine öncelik tanır. Hükümetin millete dönük menfaatlerine göre  bir gayrette bulunmaları şurada dursun hükümetin bu yöndeki politikalarını akamete uğratmak için biteviye mücadele ederler; ama kendi renkleriyle değil büründükleri renklerle...

Bukelamun bukelamunu iyi tanıdığından beraber çalışacağı tipleri de bunlardan seçerler.

Hani zaman zaman hükümetin hataları diye manşetten verilen haberler olur ya işte o hataları hükümet adına yapan bu insanlardır. Hükümete zararı da bunlar verir. Halkın gözünden hükümeti düşüren de yine bu insanlardır.

Menfaatperest olan bu insanları satın almak da öyle zor değildir. İş o noktaya bir kere gelmeye dursun kılıflar pazarda yok satmaya başlar...

Hükümeti yoran da işte bu insanlardır.

Takla atıp etek öpmeyi çok sevdikleri için fırıldaklık bu tiplerin kimliği haline gelir. Başları dönmez ama her başı döndürmeyi başarırlar.

Her aksama o dönmeyle başlar. Sızarlar en kılcal yerlere; hissetirmeden hem de...

Sonra kemirmeye başlarlar delseler de gemiyi, doyumsuzluklarından umurlarında olmaz batacak geminin perişan ahvali...

Tehlikelidir bu insanlar bu yüzden.

Sorun teşkilatlardan başlıyordur elbette. Çünkü bunları merkeze taşıyan o teşkilatlardır. Onlardan çekiyor hükümet ne çekiyorsa.

Reis bazen dokunur bu meseleye, fakat ne hikmetse çıkarılır gündemden bir süre sonra. Kim yapar bunu bilmeyiz amma belli ki sızıntılara yol veren çatlaklıklar hala mevcut.

Merkezi teşkilatlara has sandık kurulsa emin olun Reis'i seçmeyecek insan yekunu seçenden bir hayli fazla çıkar.

Hükümetin bu duruma acilen el atması lazım. Yoksa bu sızıntılar yapıyı hepten çürütecek...

Yazık değil mi hükümeti canla başla savunanların bir iki fırıldağın oyununa gelmesi...

Tava derdinde olanlarla dava derdinde olanlar fark edilmezse dava tavada ziyafet diye arz-ı endam edilir...

Bir bakıma mobilyalar yerini odunlara bırakmış oluyor.

Dava erleri bilmez fırıldaklığı, sağlam birer kaledir her biri kendi mecrasında. O kalelerin sarsılmasına izin verilmemeli. Sağlam bir irade acilen devreye sokulmalı. Yoksa beraber yola çıkılanlar sonradan karışanların engeline takılır ki ilkleri küsmüş sonrakileri de pusuya yatmış görürsün  ...Sonra da olan yine bu vatana ve bu millete olur.

Sızmalara engel olunmazsa;

Hakkı savunurken bu uğurda tüm yükü omuzlayan dava adamı gider, yerine koltuğunu dolduramayan, gücü kendinden menkul ve bunu da koltuğundan alan, görünürde müslüman görünmeyen kısmıyla da İslam'dan başka her şeye hizmet eden biri gelir.

Buna kim karar veriyor bilmiyorum ama gördüğüm şu ki hükümetin kolunu kanadını budamaya kendini adamış insanlar var.

Siyasi erkin buna dikkat etmesi gerekiyor.

Makamlara kimler nasıl geliyor, bunun çetelesini tutan var mı?

Mevki makam için takla atanlar, koltuklarını menfaatleri için yontar dururlar. Bunu kimse görmüyor mu?

Bu tür adamlar elini taşın altına koymazlar.

Haksızlıklara karşı gelmezler. Gelmeleri şurada dursun, haklıyı ezmeye çalışırlar.

Liyakat adına işleri bir virgüle boğanları tutarlar ama virgüllere saha açacak genişlikte eserler ortaya koyanları da ezer geçerler.

Hani yaşlı adamın hastalığı gibi. Hastalığını soran doktora yaşlı adam “parmağımı vücudumun neresine dokundursam orası ağrıyor” diye cevap verir. Doktor anlar adamın hasta olmadığını, çünkü parmağı kırıktır. Bürokraside böyle parmağı kırıklar olduğu sürece sancıyı başkalarına çektirirler. Bu sebeple de suçsuz yere bir çok güzelim insan heder olur böylelerinin yüzünden.

Yeter artık bu bukelamun ve fırıldaklardan çektiğimiz.

Son iki asrımızı heba ettiler.

Hain ve riyakarlardan acilen kurtulmak gerekir artık.

Bu bir ilk ama son olmasın.

Devamı gelsin isteriz.

Kurtuluşumuz bunlardan kurtulmakla olur ancak...

Son çeyrek asrımızdaki kazanımlarımızın milletçe meyvesini devşirmek istiyoruz.

Bu sızmaların yeter ki önü alınsın.

Görev alınmaz, görev verilir ilkesini şiar eden nice erler var şu merkezde.

Sızmalardan nice süzmeleri bilirim mesela ...

Mustafa Salim

07 Haziran 2026 ANKARA

 

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
Yalçın
Tebrikler Mustafa Hoca Yüzde yüz doğru bir değerlendirme
Mesut Hoca
Elinize emeğinize yüreğinize sağlık sayın hocam. Saflar sıklaştıkça sızmalar ve süzmeler gittikçe azalacaktır.
Bilal Yardımcı
Hocam gayet yerinde bir yazı olmuş.ilgililer ilgilenirler herhalde. Yoksa tekere çomak sokan bu tipler hükumeti zayıflatmaya devam ederler.
Mesut Hoca
Sızmalar, Fırıldaklar... vb. daha niceleri. Bunlar çok belirgin faaliyetteler. Ancak, dönek ve menfaat perest olduklarından sinmiş olup imkanı Ak Parti döneminde bulup yerden ot biter gibi çoğalan nice dernek - vakıf vb. bukalemunlar böylelerini tetikliyorlar.
Tahir
İnce mesajlar var. Anlayan anlar artık. Eyvallah üstat.