Ufka Yolculuğun 14. serüvenine hazırlıklar bu yıl Bolu’nun şirin bir kasabasında başlatıldı. Hem de yarışmanın kalitesine uygun nezih bir ortamda. Baharın yeni yeni filizlenen yeşillikleri arasında manevi filizlenmeyi yaşamanın adıydı bir yerde.
Server Yaşam Vakfı çatısı altında İlim Kültür ve Sanat Vakfınca (İLKSAV) Millî Eğitim Bakanlığı ile imzalanan bir protokolle hayata geçirilen bilgi ve kültür alanında bir marka haline gelen Ufka Yolculuk yarışması "...Okuma alışkanlığının istenilen düzeyde olmadığı günümüzde; okuyan, düşünen ve okuduklarıyla hayatına yön veren bireylerin yetişmesini” amaç haline getiren bir yarışmadır.
Yarışmanın 13. serüveninde yediden yetmişe 825 bin kişiye ulaşıldı. Umre başta olmak üzere dereceye girenlere birçok hediyeler takdim edildi. Gaye okuyup düşünen ve neticede öğrendiklerini hayata geçiren bireylerin yetişmesine katkı sağlamaktır. Bu yüzden kaybedeni olmayan bir yarışma hüviyetini haizdir.
Geçen yıl ki yarışmanın konusu insana Rabbiyle yaptığı ilk anlaşmayı hatırlatma hususuna hasredilmişti. Yaş seviyelerine uygun dört kategoride hazırlanan kitaplarla buluşturulan yarışmacılar böylece bir farkındalık bilincini yakalamış oldular. İnsanın varoluş gayesini diri tutmanın adresi haline gelen bu yarışma dünyanın baş döndürücü hızında savrulmaların önünü alma gayesine matuftur. Rabbimiz insana iman, salih amel, hakkı ve sabrı tavsiye olarak bilinen dört vazifesini yerine getirmeyenin hüsranda olduğunu asra yemin ederek bildiriyor. Okumak ve düşünmekten murat bireyi kitabımızda belirtildiği üzere yerine getirilmediği taktirde insanlığın hüsranına sebebiyet verecek dört eylemin bilincine vardırmaktır.
Bilindiği üzere yaşadığımız şu hayatın asıl sebebinin bir imtihan gerçeğine dayandığını ancak inanan insanlar görür ve kabul ederler. Sonrasında ise her şey bu kabullenişe göre bir şekil alır. Bir bakıma Mevlana’nın pergel metaforunda geçen iğneli ayağıdır o kabulleniş. Diğer kalemli ayağı ise iğneli ayağın sağlam sabitlenmesine göre hareket eder ve faydalı çizimler ortaya koyar. Böylece sabit kadem olmanın “nazar ber kadem” hali oluşur inananın hayatında.
Dünya hayatının imtihanı kainatın sahibi Rabbu’l-alemine inanmanın teşkil ettiği konular çerçevesinde olur. Tüm maksat rıza-i bariyi kazanmaktır. Bu da onun emirleri doğrultusunda bir hayat sürmekle gerçekleşir.
İnsanların yaşamakta oldukları farklı hayat biçimleri bir bakıma bakış açılarına göre şekillenmiyor mu? İnanan ve inanmayan insanların yaşayış biçimlerindeki farklılıklar bakış açılarının farklılığından ileri gelir. Hayatı bu yaşanılan dünyayla sınırlayan ile öteler ötesine inanan insanın davranışları elbette aynı olmayacaktır. Sorumluluklar bağlamında bir kere aynı yerde olmayacaklardır. Hz Ali Efendimizin inanmayan birine analitik düşüncenin ilk örneği mesabesinde olan şu mantık yürütmesi insanın nerede duracağının ilkesini sunmaktadır: “Senin dediğin doğruysa benim kaybedecek bir şeyim yok. Ya benim dediğim doğruysa.”
Allah’ı inkara ve sonuçta da hesap verilişe biganelikle ortaya çıkan bir kabulleniş sonsuz bir hayatın hüsranı olacağından insanlık için en büyük felaket o zaman ortaya çıkmış demektir. Peygamberlerin geliş amacı da insanlığı bu felaketten koruyup kollamak esasına dayanır. Peygambere tabi her mümin bu görevi yerine getirmek zorundadır. Hakkı tavsiye etmenin sırrıdır bu görev. Sabır tavsiyesi de bu görevin sağlamasıdır adeta. Her hakkı tavsiye ile beraber bir zorluk vardır.
Hak ile batılın çatışması buradan başlar. Biri var olmaya dönük yüzüyle hak, diğeri de yok oluşu düstur haline getiren batıl anlayış.
Batıl, hakka yönelişlerin önündeki en büyük engeldir. Hele güçlü olmaya dursun batıl düşünce; Nemrutça put savunucusu olur ki ezer geçer hak namına ne varsa; Firavun olur ki boğulunca Nil’de ancak rahat yüzü görür Musa ve kendisine tabi olanlar. Ebu Cehiller yıllarca kan kusturmadı mı hak erenlerine...Gazze’de Siyonist Yahudi taş üstüne taş bırakmadı. İşte batıl güçlü olunca dünyanın pürmelal hali...
İnsanlığın hak ile buluşmasından rahatsızlık duyan batıl, hakka giden tüm yolları kapatmanın derdinde. Kapatılmak istenen kapıları açmak biz inananların görevidir.
Rabbimiz “İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, ‘İman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar? Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de sınamıştık. Allah, elbette doğru olanları ortaya çıkaracaktır; kezâ O, yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.” diye biz kullarını uyarmaktadır. İyiler kötülerden daha cesur olmak ve onlardan daha çok çalışmak zorundadır.
Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması bir bakıma iyiliğin kötülüğe galebe gelmesinin bir mücadelesidir. Bu mücadelenin arka planında nice gönül erleri mevcuttur. Allah’ın rızasından başka gayesi olmayan münevver insanların bu yarışma vesilesiyle yurdun her bir karış toprağında verdikleri mücadele tarife sığmayan derin bir mananın temelinden gelmektedir.
İmansızlıkla düçar olunacak bir afet ne yangınla, ne sel felaketiyle ne de depremle yaşanacak bir afetle kıyaslanır.
Allah resulünün Hz. Ali’ye hitaben yaptığı “Onların topraklarına yavaşça girip, yürü. Sonra onları İslam'a davet et ve İslam'da üzerlerine vacip olan Allah'ın haklarını onlara haber ver. Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vesilenle bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kızıl develerden daha hayırlıdır.” ihtarı bir müminin hak uğruna nasıl davranması gerektiğinin ip uçlarını vermektedir.
Bizim, dünyanın sekiz milyar insanına karşı bu manada bir sorumluluğu vardır. Bunu yerine getirmek zorundayız.
İlkönce kendimizde başlamak zorundayız. Rabbi tanımak nefsini bilmekten geçer çünkü...
Gençliğimizi tüm zehirli akımlara karşı bilinçlendirip küfrün onların üzerinde hüküm sürmesine asla izin vermemeliyiz.
Epstein dosyalarında ayyuka çıkan ahlaksızlıkları ört pas edip gizli kapılar ardında melanetlerine devam etmelerine asla göz yumulmamalı.
Gazze faciasını yaşatan zalimlerin olduğu bir dünyada ve ülkemizde bazı belediyelerde batıl çizginin mensubu yönetimlerin asrın hırsızlığını yaparken, fuhşiyatın en çirkin örnekleriyle rezillikleri ortaya çıkan ahlaksızların yaşandığı ülkemizde hakkın müdafileri olarak sahne almak zorundayız.
Sorun bu o kadar büyük ki ODTÜ'de açılan bayrağımıza saldıracak kadar gözü dönmüş hak yolunun haramileri aramızda cirit atıyor.
LGBT dünyanın gözü önünde Lut Gölü'nü çevreleyerek bugüne kadar ki en büyük nümayüşün hazırlığında.
Kötülüklerin cehennemi lağımıyla dünyayı kirletmeye dönük çirkin yüzü dünyanın aydınlığını karartıyorsa güneşimize sahip çıkmak zorundayız.
Ufka Yolculuk Yarışması, belirlenecek muhteşem bir konuyla yine bu yıl bir ilke imza atarak sahne alacaktır.
Bilindiği üzere Ufka Yolculuk Yarışmasının ilki 2013’te uygulandı ve konusu “ilmihal” idi. Sırasıyla, “Kur’an-ı Kerim Meali”, “Siyer (İdeal İnsan Son Peygamber’in (s.a.s) Hayatı)”, “Kur’an-i Kerim Meali”, “Kur’an ve Sünnet Bütünlüğü”, “Güzel Ahlak”, “Adap”, “Sağlıklı Yaşam”, “Sağlıklı Düşünme”, “Ramazan”; ve geçen yıl ki konusu da “Hacı Bektaş-ı Veli”nin hayatıydı. 2017 yılından itibaren her konusuna uygun bir sloganla çıkıldı öğrenci ve yetişkinlerin karşısına: “Yola Çıkmak İsteyene Yol Açık”, “Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz”, “İçindeki Güzelliği Paylaş”, “Bize Okumak Yakışır”, “Oku Seç Harekete Geç”, “Bir de sağlıklı düşün”, “Manevi Bahar Mevsimi” ve geçen yılda da “İncinsen de İncitme”gibi sloganlar dikkat çekiciydi ve projenin ana gayesini belleklere nakşettiriyordu. 2026 yılında ise Araf Suresi’nin 172. Ayetinden mülhemle “İlk Sözleşmeyi Hatırla” sloganıyla Ufka Yolculuk devam etmişti.
Modern bir çağda yaşıyoruz. Düne nispetle dünya bugün uzay çağında. Bolluğun zirvesinde olan insanlık teknolojinin tüm imkanlarından müstefit bir hal içinde. Dün manen yaşanan tayyi mekanlar bugün maddi planda yaşanır olmuş. İmani sorunlar bir deprem, bir sel ya da bir yangından daha büyük tehlikeler arz eder. Boğazına kadar daldığı dünyanın maddi imkanları içinde manevi imkanlardan mahrum birine imandan uzak yaşadığı halin daha zararlı olduğunu dile getirmek delilik damgasını yemeye kafidir.
Ne pahasına olursa olsun hatta iş, delilik damgasının yenmesine dahi varsa bu, Allah’ın rızasını kazanmanın bir yoluysa o uyarıyı mutlaka yapmalıyız.
Her müslüman imkanı dahilinde bu uyarıları yapmak zorunda; ben de böyle bir imkanı Ufka Yolculukta buldum işte...
Mustafa Salim
10 Mayıs 2026 Bolu