MAHİR KILIÇOĞLU mahirkilicoglu@hotmail.com

ASKIDAKİ PARA

25 March 2020 Wednesday 06:00

Akdeniz’de 175 mülteci Rum kesimine gitmek isterken sahil güvenlik tarafından geri itilir. Mülteciler geldikleri yere botları ile dönmeye çalışırken Kıbrıs adasının Karpaz açıklarında fırtınaya yakalanır. Hepsi ölümden döner, kurtarılır ve Dipkarpaz'a çıkarılırlar.

Dipkarpaz Belediyesi onları bir spor salonuna yerleştirdi ama elde avuçta pek bir şey olmadığından, bu kalabalık mülteci grubu için halktan hoparlör ile yardım istedi.

70'i çocuk olan bu mülteciler için başta kıyafet olmak üzere çocuk mamasında, bebek bezine kadar her türlü yardım açık açık talep edildi.

Belediye'nin bu çağrısına sadece Dipkarpaz'dan değil adanın her yerinden yardım yağdı. Kıbrıs İnsanı neyi var neyi yok adeta sağanak halinde yardım etti. O kadar çok yardım gelir ki yardımlar büyük depolara konuldu. İhtiyacın kat kat fazlası toplanmıştır. Bu neden fazlalık olanlar Kıbrıs Türk Kızılay’ına verildi.

Korona Virüsü nedeniyle Kıbrıs'ta önce bütün işyerleri kapatıldı, sonra kısmi sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Çalışamayan, evine ihtiyacını getiremeyenler sıkıntıya düştü. Bunların yardım ihtiyaçları çeşitli şekillerde giderildi. Zaten Kıbrıs Türk Kızılay’ı, Kıbrıs Vakıflar İdaresi, yardım dernekleri teyakkuz halinde yardımları halen dağıtıyor.

Bugün sabah saatlerinde whatsapptan mülteciler için diş fırçası ve diş macunu için yardım talebi duyuruldu. Gün içinde yardım toplandı, mültecilerin ihtiyaçları giderildi.

Yardımı toplayan ve dağıtan arkadaşın, yardımın geldiği kişilere yazdığı mesaj bu millette bir şeylerin dip diri yaşadığını gösteriyordu. İşte o satırlar:

"Askıda ekmek" aslında günümüzde de devam eden toplumun erdemlerindendir.

Bugün ben bunu yaşadım.  Dış fırçası ve macun için toplanan paradan artan ve fazlaca gönderilen parayı gönderene iade etmek istedim. Benim "hesaptaki para" dediğim parayı arkadaşımız almadı, bir ihtiyaçlı olur, sizde kalsın dedi.

Kızılay’ın dağıtmamız için verdiği kuru gıda paketlerini de gün içinde dağıttık. Kuru gıda dağıtımındaki bir başka arkadaşımız "bir ailenin sebze alacak parası yok” deyince hesaptaki parayı gönderen hiç tereddütsüz, "Hepsini o kişiye verin" dedi.

Bende Kızılay'ın verdiği kuru gıda paketlerinden ikisi kalmıştı. Bu iki paketi aldım ve hesaptaki parayı çekerek sebze alamayan o kişinin evine götürdüm. Kendisine yardıma geldiğimiz kişi ikinci paketi "komşumun da ihtiyacı var" diye bir başkasına yönlendirdi. Bu erdem bu toplumun geninde var. Eski "askıdaki sepetse" bugünkü adi "hesaptaki para" oldu. Rabbim bu milleti bu devleti daim eylesin.

Sözü uzatmaya gerek yok, rahmetli Oktay Sinanoğlu’nun “bir millet her nesilde yeniden doğar” sözünün ne kadar doğru olduğunu bu kritik günlerde yeniden görüyoruz. İbretlik hikayelerini okuduğumuz ceddimizin yolunda gidiyoruz, gitmek zorundayız.

Askıdaki ekmek, yeni değil; sadaka taşları, alan elin veren eli görmediği bir medeniyet vizyonudur. İster askıda ekmek olsun, ister sadaka taşları, ister hesaptaki para olsun, ister askıda para… bu millet özünü buldukça insanlık için büyük işler başardığı günler de yakın demektir.

YORUMUNUZU YAZIN ...