MAHİR KILIÇOĞLU mahirkilicoglu@hotmail.com

FATMA BARBAROSOĞLU ÖZÜR DİLEYECEK Mİ?

18 Nisan 2026 Cumartesi 01:00

Öğretmenleri yargılamak kolaydır. Hele onlar hakkında hüküm vermek inanılmaz kolaydır. Sosyal medyada bunun örnekleriyle çok karşılaşıyoruz.

Adamın dünyadan haberi yok, elifi görse mertek sanır, eğitimle ilgili büyük büyük laflar ediyor. Şu Kahramanmaraş olayından sonra kelli felli adamlar dayağın faziletinden, okullara yeniden 20. Yüzyılda bıraktığımız disiplin anlayışının gelmesini savunuyor.

Eğitimin ne olduğunu bilmeden bol keseden ahkam kesenler çoğunlukla normal vatandaşlar. Ancak sosyal medyanın bazı önemli kişileri de bu kervana katılıyor.

Bizi rahatsız eden, basından tanıdığımız bazı isimlerin de eğitim ve öğretmenler konusunda gerçekten kopuk şeyler yazmasıdır.

Bu yazıyı yazma gerekçem Fatma Barbarosoğlu’nin 17.04.2026 tarihli “Öğretmek öğrenmekten zordur” yazısı.

Başlığa bakıp öğretmenlere empati yapan bir yazı imajına kapılırsınız. Zira ben de o izlenimle yazıyı okumaya karar verdim. Keşke okumasaydım.

Yazı empatiden o kadar uzak, nesnellik barındırmayan, tamamen subjektif ve araştırmadan yazılmış yazı.

Sayın Barbarosoğlu, önce bir okul müdürüyle telefonda konuşuyor. Okulda konferans verilecek, müdür bütün okula istiyor, Barbarosoğlu sadece küçük bir grupla seminer yapmak istiyor. Bu konuyu telefonda tartışıyorlar bir süre.

Konuşmaya branşı tarih olan bir öğretmen şahit olunca Barbarosoğlu’na talebinde hatalı olduğunu söylüyor. Onların konuşmalarına şahit bir başka öğretmen de (DKAB öğretmeni) arkadaşına destek olarak konuşmaya dahil oluyor.

Sayın Barbarosoğlu, öğretmenlerin “günümüz neslini” anlatmaya çalışmalarını anlamamış. Hatta garipsemiş. O nedenle “hiç öğrencilerle sergilere gittiniz mi” diye soruyor. Öğretmenler tabiki olumsuz cevap veriyor.

Sayın Barbarosoğlu, o iki öğretmen için “öğrenmeyi öğrenmek bahsine hiç girmeden diploma sahibi olmuşlar” diyor. Sadece o iki öğretmeni değil, konferans için görüştüğü müdürü de üstü kapalı şekilde yargılıyor yazısında.

İşin kolayını ve ucuzunu bulmuş, öğretmenleri yargılıyor. Barbarosoğlu, konuştuğu öğretmenlerin; “Anlatamadık! Öğretmen olmak insanda yaşama enerjisi bırakmıyor” sözünün verdiği mesajı anlamamış.

Barbarosoğlu, okul müdürünün “öğrencilerin dikkatini toplamak mümkün değildir” sözünün verdiği mesajı da anlamamış. Belli ki empati yok değerli gazetecimizde.

Kendilerine literatürü tarayıp öğretmenlerde tükenmişliği araştırmasını tavsiye ederim. Mesleğinin aşığı kaç öğretmenin bu tükenmişlik, yenilmişlik duygusunu nasıl yaşadığını defalarca gördüm. Açın literatürü, siz de görürsünüz.

Sayın Barbarosoğlu’nun yazısı empati yoksunu değil sadece. Ciddi mantık hatası da var. Diyor ki “Milli Eğitimin en önemli meselesi, mesleğini aşk ile yapan öğretmenlerle mesleğini sadece maaş için yapan, aldığı maaşı da beğenmeyen öğretmenleri birbirinden ayıracak kritere sahip olamaması.”

Barbarosoğlu’nun öğretmeni değerlendirme kıstası mesleğini aşk ile yapmış olması. Kimse sevmediği mesleğini sürdüremez. Fırsatını bulduğunda kaçar. Böyle kaç kişi tanıyorum.

Mesleğini sevmekle, bunu para için yapmak ayrı şeylerdir. Bir insan mesleğini sevebilir, bunu para için de yapabilir. Para olması şart değil, sırf tatili bol diye, çalışma şartları nispeten rahat diye öğretmenlik yapılıyor olabilir. Böyle insanları o kadar çok gördüm ki sayamam. Şimdi böyleler diye mesleklerinde başarısızlar mı?

Motivasyonu kafana uymadı diye bir insan bir işte kötü olmaz. İnsanı işinde başarılı yapan, bilgi ve becerisi ile iş ahlakıdır. O işi yapma nedeni değildir.

Sayın Barbarosoğlu’na soruyorum, yaptığınız işte para kazanmasanız, çalışmayı ve çabalamayı sürdürür müsünüz? İnsan emeği var sonuçta, bunun bir karşılığı olmalı değil mi?

Öğretmenin aldığı ücretten şikâyet etmesi, geçinmekte zorlanıyorum demesi ne zaman kötü öğretmen olduğunu gösterir oldu sayın Barbarosoğlu? Bu kadar peşin hükümlü olmayı size gazetecilik mi öğretiyor?

Bir defa her devlet okulu bir değildir. Sınavla seçilen, seçme öğrencilerin olduğu okullarda kitap da okutursun, tiyatro da yaparsın, koro da çıkarır, sık sık sergi ve müzeleri de gezersin.

Siz liseye geldiği halde okuduğu metni doğru düzgün okumaktan aciz çocuklarla çalışmadınız. Ama acımasızca yargıladığınız o öğretmenler çalışıyor.

Siz bırakın iyi bir meslek sahibi olmayı, toplum kurallarına uymayı beceremeyen, davranış problemi olan yüzlerce öğrenciyle her gün karşı karşıya gelmediniz. Ama o öğrenmeyi öğrenmemiş dediğiniz öğretmenler o çocuklara bir şeyler öğretmeye çalışıyor.

Sayın Barbarosoğlu, siz görüştüğünüz müdürü, konuştuğunuz öğretmenleri aşağıladınız.

Onları “mesleğini aşkla yapmayan, maaşının derdinde öğretmenler” diye nitelediniz.

Onlara “öğrenmeyi öğrenmeden diploma sahibi olmuş kişiler” dediniz.

Bu hakaretlerinizden dolayı özür dileyecek misiniz?

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
Muhammed
Yorumunuz onay bekliyor ...