MAHİR KILIÇOĞLU mahirkilicoglu@hotmail.com

BAKANLIK KENDİSİYLE ÇELİŞİYOR

06 Mart 2024 Çarşamba 06:00

Milli Eğitim Bakanlığının Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme Ve Görevlendirme Yönetmeliğinde 01.03.2024 tarihi itibarıyla değişiklik yapılmıştır. Bu değişikliğin ekinde (Ek 1 ve Ek 2) "Kendi alanında veya Eğitim Yönetimi Alanında" ifadeleriyle yüksek lisans ve doktora yapanlara ek puan verileceği yazmaktadır. "Kendi alanı" ifadesini bazı kişiler atamaya esas alanı olarak açıklamaktadır.

Malum olduğu üzere ülkemizde eğitimle ilgili sadece eğitim yönetimi alanından yüksek lisans ve doktora eğitimi verilmiyor. İnsanlar mezun oldukları ve atandıkları alanlardan başka, eğitim bilimlerinin herhangi bir alanında lisansüstü eğitim alabilmektedir. Bu durum yasal olarak bir engel teşkil etmediği gibi, mesleki gelişim ve kariyer planı çerçevesinde kişilerin eğitimlerine ve yeterliliklerine zenginlik katabilmektedir.

Öğretmenler eğitimcidir. Öğretmenin eğitim bilimlerinin herhangi bir alanında yaptığı lisansüstü eğitim onun öğretmenliğine hem değer hem de kalite katar. Aksi durumda 1 milyon öğretmeni sadece kendi alanıyla ilgili yüksek lisans ve doktora eğitimine yönlendirme gibi bir zorunluluk olur ve bu durum hem mevcut imkanlarla karşılanması oldukça zor hem de kariyer gelişimi ve mesleki gelişim ilkeleriyle çelişki oluşturur. Bir sınıf öğretmeninin matematik, fen, Türkçe veya tarih eğitimi alanında lisansüstü eğitim alması onun mesleki gelişimini artırır ve sınıf öğretmenliğine değer katar. Bir matematik öğretmeninin öğretim yöntem ve tekniklerinde lisans üstü eğitim alması onun mesleki becerilerini zenginleştirir.

Millî Eğitim Bakanlığı CİMER yoluyla “Kendi Alanı” ifadesiyle neyin kastedildiğine dair sorumuz üzerine bize kendi alanı ifadesiyle “ATANMAYA ESAS ALAN” kastedilmektedir diye cevap vermiştir. Bakanlığımızın bu cevabı Talim Terbiye Kurulunun (TTK) 2014 yılının 9 sayılı kararına dayanmaktadır. TTK, 9 sayılı kararında atanmaya esas alanlar ile bunların mezuniyet kaynakları ve okutulacak derslerle ilgili bilgileri vermektedir. Burada kafa karıştırıcı olan, atanmaya esas alan dendiğinde, bakanlığın halen mezun olduğu bölümden farklı bir alanda görev yapan on binlerce öğretmeni akla getiriyor.

Bakanlık bünyesinde sınıf öğretmenliği, özel eğitim, rehberlik ve diğer pek çok alanda mezun olduğu alandan farklı branşlarda çalışan öğretmeni var. Özetle, bakanlık yönetici olmak isteyen öğretmenlere söz gelimi özel eğitim alanında çalıştığı halde sınıf öğretmenliğinden mezun bir öğretmeni, lisans üstü eğitimini sınıf öğretmenliğinden mi değerlendirecek, yoksa özel eğitimden mi değerlendirecek. Çünkü atanmaya esas alan, ya atanmış olduğu branşı ifade eder ya da mezuniyet alanına göre atanabileceği alanı ifade eder. Bu nedenle bakanlığın “ATANMAYA ESAS ALAN” cevabı açık ve net olmadığı gibi yeni soruları da sorduruyor.

Bir diğer husus da bakanlığın sadece kendi alanı ve eğitim yönetimi alanında lisans üstü eğitimi kabul edeceğini kıstas alması sadece öğretmenlerin mesleki gelişimlerine, mesleki zenginleşmelerine ters değil, aynı zamanda anayasanın kazanılmış hakları ortadan kaldırdığı için yanlıştır. Daha önce eğitim bilimlerinin herhangi alanından lisansüstü eğitim yapanlar doğrudan kabul ediliyorken, bakanlık şimdi bunu kendi alanı ve eğitim yönetimi olarak daraltmıştır. Bir defa diploma kazanılmış haktır. Bakanlık açık olmayan kendi alanı (atanmaya esas alan) ifadesiyle öğretmenlerin geçmişte kazanılmış haklarını bir yönetmelik kararıyla yok saymıştır. Bu durumun acilen ve mağduriyetler oluşturulmadan düzeltilmesi gerekmektedir.

Lisans üstü eğitim haricinde bakanlık öğretmenlerin atanma alanları dışında yaptıkları lisans ve ön lisans eğitimlerini de yöneticilik değerlendirmesinde devre dışı bırakmıştır. Bunun yerine bakanlığın kurs ve seminerlerine katılmadan dolayı yöneticilikte puan veriliyor. İki örnekle durumun ne kadar mantık dışı olduğu anlaşılacaktır: Bakanlığın açmış olduğu 3-4 günlük İlk yardım kursunu almış olan öğretmen yönetici olarak atanırken puan alacak ama 2 yıllık acil ve ilk yardım bölümü ile mesela hemşirelik veya tıp gibi bölümleri bitirip diploma almış olan öğretmen puan alamayacak. Bakanlığın öğretmenlere zorunlu tuttuğu ve bir günde tamamlanan afetle ilgili online kursa katılıp belge alan öğretmen yöneticilikte puan alacak ancak 2 yıllık afet yönetimi okuyan ve diplomasını alan yöneticilikte bu diplomasından dolayı puan alamayacak.

Bakanlığın almış olduğu bu lisansüstü ve ikinci üniversite diplomalarıyla ilgili karar öğretmenleri mağdur etmek bir yana, bizzat bakanlığı eğitim konusunda kendi kanunlarına uymayan teşkilat konumuna sokmuştur. Bir defa bu konu 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 2 ve 3 nolu genel ilkelerine aykırı. Bakanlık bizzat kendisi, kendi personelinden, hem işini yapıp hem ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitimle bilgisini görgüsünü artıran öğretmenlerinin çabalarını bir kalemde yok saymıştır. Ben “İnsan Kaynakları Yönetimi” alanında yüksek lisans yaptım, bakanlık benim bu çalışmamı artık yok sayıyor diyen öğretmenin emeğine yazık değil mi?

Rehberlik ve araştırma merkezlerinin akademik çalışma yapma görevi var. Bunun yanında öğretmen olup kendi alanında veya yan ve başka alanlarda akademik çalışma yapıp makale üreten, üstelik yerli yabancı pek çok kaynak tarayarak ürün ortaya koyan öğretmenlerin emekleri bizzat bakanlıkça yok sayılmaktadır. Ulusal ve Uluslararası çalışmalarda bildiri sunan, çeşitli platformlarda akademik çalışmalarla üstün başarı gösteren öğretmenlerin emekleri yok sayılmaktadır. Ancak bakanlık herkes için ulaşılabilir olmayan kurs ve seminerlere yönetici atamada puan vermektedir.

Herkes için ulaşılabilir olmayan kurslar yüzünden pek öğretmen artık bakanlık tarafından düzenlenen kurslara katılmıyor. Talep bile etmiyor. Geçtiğimiz yıl kendimi geliştirmek için başvurduğum birkaç kursa tam son onay kısmında ret yedim ve gidemedim. Artık bakanlığın hizmetiçi eğitim kurslarına bakmıyorum bile. Çünkü neredeyse 20 yıldır, hizmetiçi eğitimlere katılmak için gösterdiğim çabaların çok çok azına muvaffak oldum. Diğer öğretmenleri düşünemiyorum bile. Çünkü öyle öğretmenler gördüm ki benim gitmek için can attığım kurslara gitmiş, eğitimini almış. Bilgisayarı kullanmayı bilmeyen öğretmene bu bakanlık uygulama geliştirme kursu vermiş, gözlerimle gördüm. Ben, çalıştığım alanımda çok istediğim pek çok kursa kabul edilmedim. Açılan kursla ilgili şartları tutan tek öğretmenin, sırf birilerinin adamı olmadığı için isminin üzerinin çizilip, başka başka insanların gönderildiğini gördüm. İşte böyle olayların binlercesinin yaşandığı, adamı olanın kolayca ödüle ulaştığı, olmayanın ulaşamadığı durumların bile yaşandığı bakanlığın yönetici atama yönetmeliğinde mantık dışı uygulamalara gittiğini görmek bizler şaşırtmıyor.

Dileğimiz, şeffaf, eşit ve adil katılım imkanlarının olduğu her çalışmanın yönetici atama yönetmeliğinde değerlendirilmesidir. Özellikle emek sarf edilen, diplomaya bağlı eğitimlerin, akademik çalışmaların en üstte tutulması en büyük isteğimiz. Böylelikle gerçek anlamda çalışan, emek sarf eden, üreten kişiler yöneticilikte yükselir.

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #